ABD ile İran arasında artan gerginlik, saldırı ve misillemelerle yeni bir boyuta taşındı. Washington yönetimi, iki Amerikan askerinin ölümüne misilleme olarak Suriye ve Irak'ta İran destekli milislere ait olduğu belirtilen hedefleri bombalarken, Tahran yönetimi ise ABD askerlerinin konuşlandığı Arap Körfezi ülkelerindeki üslere hava saldırıları düzenlediği iddiasını ortaya attı. Pentagon sözcüsü, operasyonun “başarılı” olduğunu ve İran'a “hesap vermesi gerektiğini” hatırlatıldığını ifade ederken, bölgede tansiyon yeniden yükseldi. Haberlere göre saldırılarda en az beş militan öldürülürken, İran tarafından da kayıplar olduğu bildirildi.
Gelişmenin arka planı: Sınır ötesi hedefler
Olay, son aylarda bölgede artan ABD-İran geriliminin en kanlı aşamalarından biri olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz hafta Irak'ın batısındaki bir ABD üssüne düzenlenen insansız hava aracı saldırısında iki Amerikan askeri hayatını kaybetmiş, en az on kişi de yaralanmıştı. Washington saldırıdan İran destekli Kataib Hizbullah gibi grupları sorumlu tutarken, Tahran bağlantıyı reddetti. ABD savunma yetkilileri, misilleme saldırılarının “İran'ın ve vekillerinin ABD güçlerine yönelik saldırılarına doğrudan yanıt” olduğunu belirtti. Bombardımanın İran Devrim Muhafızları'nın dış operasyon birimi Kudüs Gücü'nün kullandığı bilinen lojistik merkezleri, silah depoları ve istihbarat tesislerini kapsadığı aktarıldı. Operasyonun süresi ve kapsamının sınırlı tutulması, tırmanma riskine karşı önlem ihtiyacına işaret etti.
İran'ın karşı saldırıları da gecikmedi. Tahran yönetimine yakın kaynaklar, İran'ın insansız hava araçları ve füzelerle Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'deki ABD üslerini hedef aldığını iddia ederken, ABD ve koalisyon güçleri bu saldırıların çoğunun etkisiz hale getirildiğini duyurdu. İran medyası, saldırıların “Amerika'ya ders vermek” amacı taşıdığını yazarken, Tahran yönetimi İsrail ve ABD'nin vekil güçler aracılığıyla bölgede istikrarsızlık yarattığını savundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni cephe, eski düşmanlık
ABD-İran çatışması, Ortadoğu'nun en istikrarsız cephelerinden birini yeniden alevlendirdi. Suriye'de İran ve vekillerinin varlığı, İsrail'in sınır güvenliği endişeleri ve Körfez ülkelerinin ABD ile askeri ortaklıkları, çatışma potansiyelini yüksek tutuyor. Bu son olay, iki ülke arasında Ocak 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yaşanan gerilimin tırmanması riskini hatırlattı. Bugün, Irak merkezi hükümeti ile İran'ın nüfuzu arasındaki karmaşık denge, ABD askerlerinin Irak'taki varlığını sorguluyor. Bağdat, her iki tarafı da “Irak egemenliğini ihlal” etmekle suçlasa da, Tahran'ın Irak'taki milisler üzerindeki etkisi güçlü. Körfez'de, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkeler ekonomik çıkarlar için İran'la diyaloğu tercih ederken, ABD ittifakından vazgeçmiş durumda değil.
Küresel boyutta ise çatışma, nükleer anlaşma müzakerelerini gölgeliyor. ABD ve İran'ın dolaylı müzakerelerinin devam ettiği bir dönemde, askeri güç gösterisi diplomatik seçeneğin zayıfladığı anlamına gelmiyor. Ancak her iki taraf da halkına kararlılık mesajı vermek için savaşa değil, sınırlı saldırılara yöneliyor. Bu, Ortadoğu'da “gölge savaş” olarak nitelenen uzun vadeli bir çatışma modelini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Irak ve Suriye'de İran destekli unsurlarla sahada doğrudan temas halinde. ABD-İran çatışmasının sıçrama etkisi, Ankara'nın terörle mücadele operasyonlarını ve enerji güvenliğini etkileyebilir. Özellikle Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı yürütülen harekat, İran'ın bölgedeki nüfuzuyla kesişiyor. Tahran'ın Irak'tan ABD'ye karşı kullandığı milis ağları, Türkiye'nin sınır güvenliğinde dolaylı risk oluşturuyor. Enerji alanında ise İran ve Katar doğalgaz rezervleri, Türkiye'nin arz çeşitlendirmesi için kritik; bu nedenle bölgesel istikrarsızlık, uzun vadede enerji maliyetlerini artırabilir. Türkiye, hem ABD ile NATO müttefiki olmanın getirdiği yükümlülükler hem de İran'la bağlantıları arasında denge kurmak zorunda. Bu kriz, Ankara'nın Orta Doğu'da diplomatik inisiyatif kullanma kapasitesini test ederken, Rusya ile işbirliğinin önemini de artırıyor.