ABD ile İsrail'in İran'a yönelik artan askeri ve diplomatik baskısı, Afrika kıtasındaki birçok ülkeyi güvenlik ve ekonomik önceliklerini yeniden değerlendirmeye zorluyor. New York merkezli bir düşünce kuruluşunun yayımladığı son rapora göre, Tahran yönetimine yönelik olası bir askeri müdahale ya da ağır yaptırımlar dalgası, Afrika kıtasında petrol ithalatından gıda tedarikine, güvenlik işbirliklerinden dış yardım akışına kadar birçok alanı doğrudan etkileyecek. Özellikle Doğu Afrika ve Sahel bölgesindeki ülkeler, İran'la olan enerji anlaşmaları ve askeri bağlantıları nedeniyle bu çatışmanın ortasında kalmış durumda.
Afrika'nın Enerji ve Güvenlik Dengesi Sarsılıyor
İran, son yıllarda özellikle Sudan, Nijerya ve Kenya gibi ülkelerle enerji ortaklıkları geliştirmişti. Tahran yönetimi, bu ülkelere rafine petrol ürünleri sağlıyor ve bazı durumlarda enerji altyapısı yatırımlarında bulunuyordu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yeni bir askeri harekatı, bu anlaşmaların askıya alınmasına veya tamamen iptaline yol açabilir. Bu durumda, Afrika ülkelerinin enerji maliyetleri hızla artarken, İran'ın bölgedeki nüfuzu da ciddi şekilde zayıflayacak. Güney Afrika Cumhuriyeti ise bu gerilimde daha farklı bir konumda: Pretorya yönetimi, İran'la tarihsel olarak yakın ilişkiler sürdürmüş olsa da, Batı yaptırımları nedeniyle ticari bağlarını azaltma eğiliminde. Güvenlik cephesinde ise, İran'ın Afrika'daki askeri varlığı ve bazı silahlı gruplarla bağlantıları, kıtadaki terörle mücadele operasyonlarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle Somali, Yemen'deki Husilerle bağlantılı grupların faaliyetleri nedeniyle İran'ın bölgedeki etkisinden endişe duyuyor.
Büyük Güçler Arasında Afrika'nın Zorlu Tercihi
ABD-İran çatışması, Afrika ülkelerini bir kez daha büyük güçler arasında bir denge arayışına itiyor. Washington, kıtadaki ülkelere İran'la ilişkilerini kesmeleri karşılığında ekonomik yardım ve güvenlik desteği vaat ederken, Çin ve Rusya da alternatif bir yol sunuyor. Pekin ve Moskova, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yeni yaptırımları veto etmeye hazırlanıyor ve Afrika ülkelerini Batı'nın baskısına direnmeye çağırıyor. Bu jeopolitik satranç tahtasında Nijerya, Angola ve Etiyopya gibi ülkeler, kendi ulusal çıkarlarını maksimize etmek için esnek bir diplomasi izliyor. Ancak uzmanlara göre, kıtanın kırılgan ekonomileri ve sınırlı askeri kapasitesi, uzun vadede bağımsız bir duruş sergilemelerini zorlaştıracak. ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesi durumunda, Afrika kıtasındaki enerji fiyatlarının yüzde 20'ye varan oranlarda artması ve gıda tedarik zincirlerinin bozulması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Afrika ülkeleriyle aynı anda geliştirdiği çok boyutlu ilişkiler nedeniyle bu çatışmadan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Ankara, bir yandan İran'la enerji ve ticaret bağlarını sürdürürken, diğer yandan Afrika kıtasında artan nüfuzunu korumak istiyor. ABD-İran geriliminin derinleşmesi, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik çıkarlarını (inşaat, savunma sanayii, eğitim) tehdit edebilir. Aynı zamanda, İran'a yönelik yaptırımlar Türkiye'nin doğal gaz ve petrol ithalatını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, hem Washington'la ittifakını zedelemeyecek hem de Tahran'la ipleri tamamen koparmayacak bir denge politikası izlemek zorunda. Ayrıca, krizin Afrika'ya sıçraması durumunda, Türkiye'nin Somali, Libya ve Sudan'daki askeri ve diplomatik varlığı da bu gerilimin doğrudan etki alanına girecektir.