ABD ordusu, 27 Haziran 2024 tarihinde İran'ın güneybatısındaki Buşehr kentine bağlı kırsal bir bölgede çiftçilere ait arazilere hava saldırısı düzenledi. Saldırı, yerel saatle sabah 04.30 sıralarında gerçekleşti ve olayda maddi hasar meydana geldiği bildirildi. İran resmi haber ajansı IRNA, saldırının tarım arazilerinde yangınlara yol açtığını, ancak can kaybı olup olmadığının henüz teyit edilmediğini duyurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise operasyonun, bölgede faaliyet gösteren bir terör hedefine yönelik olduğunu açıkladı.
Saldırının detayları ve İran'ın tepkisi
Olay, Buşehr kent merkezinin yaklaşık 30 kilometre güneydoğusundaki bir köyde yaşandı. Görgü tanıkları, insansız hava araçlarının (İHA) alçak uçuş yaparak iki ayrı noktayı hedef aldığını belirtti. İtfaiye ekipleri, yangınları söndürmek için bölgeye sevk edilirken, yerel yetkililer hasar tespit çalışması başlattı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, saldırıyı 'uluslararası hukukun apaçık ihlali' olarak nitelendirerek, ABD'yi bölgede istikrarsızlığı körüklemekle suçladı. Kenani, 'Bu tür eylemler, bölgedeki gerilimi artırmaktan başka işe yaramaz. İran, toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tecavüze karşı meşru müdafaa hakkını saklı tutar' dedi.
ABD tarafından yapılan resmi açıklamada ise operasyonun, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı bir birliğin kullandığı bir tesis olduğu iddia edildi. Pentagon yetkilileri, söz konusu hedefin yakın zamanda İran destekli milis gruplarına yönelik saldırılarda kullanıldığını öne sürdü. Ancak İran bu iddiayı reddetti ve bölgede askeri bir varlık bulunmadığını savundu. Saldırı, İran ile ABD arasında son aylarda artan gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Buşehr, İran'ın nükleer programı açısından stratejik öneme sahip bir şehir; Buşehr Nükleer Santrali de burada bulunuyor. Ancak son saldırı ile nükleer tesis arasında doğrudan bir bağlantı olmadığı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'nin İran topraklarına yönelik bu son saldırısı, bölgesel güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İran, daha önce de İsrail ve ABD'yi, topraklarında gerçekleşen saldırılardan sorumlu tutmuştu. Özellikle İsrail'in, Suriye'deki İran hedeflerine yönelik saldırıları ve ABD'nin Irak'taki İran yanlısı gruplara karşı operasyonları, Tahran yönetimini sert tepkilere sevk ediyor. Buşehr vurgusu, nükleer dosyanın yeniden gündeme gelmesine yol açabilir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından izlerken, ABD'nin askeri müdahalesinin diplomasi çabalarını baltalayabileceği endişesi var.
Analistlere göre, ABD'nin bu hamlesi, İran'ı müzakere masasına çekmek yerine daha agresif bir tutum almaya itebilir. İran, geçmişte ABD hedeflerine vekil güçler aracılığıyla misilleme yapmıştı. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Irak'taki Şii milis grupları, potansiyel araçlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu saldırı, Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliğini de tehdit edebilir. Petrol piyasaları, bölgede artan gerginlik nedeniyle arz kesintilerine karşı hassas; dolayısıyla ham petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalar bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Buşehr'e düzenlenen saldırı, Türkiye'nin güney komşusu İran'da istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını İran ve bölge ülkelerinden karşılıyor; bu tür olaylar enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, İran'da yaşanacak bir istikrarsızlık, Suriye ve Irak'taki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin terörle mücadelesini ve sınır güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ankara, ABD-İran geriliminde denge politikası izlemeye çalışırken, doğrudan askeri çatışmaya dönüşmesi durumunda Türkiye'nin bölgesel aktör olarak arabuluculuk veya sınır güvenliği gibi alanlarda yeni yükümlülükler üstlenmesi gerekebilir. Bu nedenle olay, Türk dış politikası açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişmedir.