ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelere başlanması konusunda anlaşmaya vardı. Şubat ayı başında başlayan ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticaretini felç eden çatışmalar, varılan ateşkesle birlikte durduruldu. Anlaşma, İran'ın nükleer programına ilişkin temel uyuşmazlığı çözmezken, bölgede tırmanan gerilimi geçici olarak düşürdü. Diplomatik kaynaklara göre, müzakerelerin önümüzdeki hafta Viyana'da başlaması planlanıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Ayrıntıları
Şubat ayında bir ABD savaş gemisinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında İran Devrim Muhafızları'na bağlı botların taciziyle başlayan olaylar, kısa sürede karşılıklı askeri müdahalelere dönüşmüştü. İran, boğazı mayınlayarak uluslararası ticarete kapatmış, ABD ise bölgeye iki uçak gemisi göndererek abluka başlatmıştı. Çatışmalar, küresel petrol fiyatlarında yüzde 20'lik bir artışa neden olurken, başta Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere pek çok ülke enerji tedarikinde ciddi sıkıntı yaşadı.
Varılan anlaşma kapsamında İran, boğazdaki mayınları temizlemeyi ve deniz trafiğine açmayı kabul ederken, ABD de bölgedeki fazla askeri varlığını geri çekmeyi taahhüt etti. İki ülke ayrıca, İran'ın nükleer programının sivil amaçlı olduğu iddiasını değerlendirmek üzere doğrudan müzakerelere başlama konusunda mutabık kaldı. Ancak anlaşma metninde uranyum zenginleştirme seviyeleri veya yaptırımların kaldırılması gibi kritik konulara yer verilmedi.
Uzmanlar, bu anlaşmanın İran'ın nükleer programı konusunda zaman kazanma taktiği olabileceğine dikkat çekiyor. Tahran yönetimi, müzakereler sürerken nükleer faaliyetlerine devam edebilecek ve böylece pazarlık gücünü artırabilecek. Öte yandan ABD yönetimi, askeri angajmanı sonlandırarak iç kamuoyunda eleştirilerin odağı olmaktan kurtulmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, boğazın yeniden açılmasını memnuniyetle karşılarken, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini dile getirdi. İsrail ise anlaşmayı sert bir dille eleştirerek, İran'a güvenilmeyeceğini ve nükleer tehdidin devam ettiğini vurguladı. Avrupa Birliği, müzakerelere arabulucu olarak destek vermeye hazır olduğunu açıkladı.
Küresel piyasalar anlaşmaya olumlu tepki verdi; petrol fiyatları yüzde 5 düşerken, borsalar yükseldi. Ancak analistler, nükleer müzakerelerin uzun ve çetrefilli olacağını ve anlaşmanın kalıcı bir çözüm olmadığını belirtiyor. Rusya ve Çin, diplomasi yoluyla çözümü desteklediklerini bildirirken, bu ülkelerin İran ile enerji ve askeri işbirliği anlaşmazlığın seyrini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la komşu olması hem de enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal etmesi nedeniyle bu gelişmeyi yakından takip etmektedir. Hürmüz Boğazı'nın açılması, petrol fiyatlarının istikrara kavuşmasına katkı sağlayarak Türkiye'nin cari açığı üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak İran'ın nükleer programı konusundaki belirsizlik devam ettiği sürece bölgesel güvenlik riskleri sürecektir. Türkiye, enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda İran'la ilişkilerini dengede tutarken, Batı ittifakı içindeki konumunu da korumak zorundadır. Nükleer müzakerelerdeki ilerleme veya tıkanma, Ankara'nın dış politika manevra alanını doğrudan etkileyecektir.