ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik uluslararası baskıyı artırmak amacıyla Birleşmiş Milletler bünyesindeki nükleer izleme kurumu olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Diplomatik kaynaklara göre Washington, İran'ın uranyum zenginleştirme programındaki son ilerlemelerin UAEA'nın İran'a yönelik tutumunu sertleştirmesini gerektirdiğini savunuyor. Bu gelişme, İran ile Batı arasındaki nükleer müzakerelerin yeniden tırmanışa geçtiği bir dönemde yaşanıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin UAEA nezdindeki girişimleri, İran'ın geçtiğimiz aylarda uranyumu yüzde 60 saflıkta zenginleştirdiği yönündeki raporların ardından geldi. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 saflığa oldukça yakın. UAEA'nın son dönemde yayımladığı raporlarda, İran'ın nükleer tesislerinde denetçilerin erişimine izin vermediği bölgeler olduğu belirtiliyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın nükleer anlaşmaya geri dönmesi için diplomatik çabalarını sürdürürken, bir yandan da baskı araçlarını devreye sokuyor. UAEA'ya yapılan bu lobi, Tahran'ın anlaşmaya uymaması durumunda daha ağır yaptırımların kapısını aralayabilir.
UAEA'nın yönetim kurulu, 35 ülkeden oluşuyor ve İran'a yönelik kınama kararları alabiliyor. ABD, bu kurulda İran aleyhine bir karar çıkarmak için özellikle Avrupa ülkeleri ve diğer Batılı müttefiklerini ikna etmeye çalışıyor. Ancak bazı ülkeler, İran'la diyaloğun kesilmemesi gerektiğini savunarak daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor. İran ise ABD'nin bu girişimlerini 'psikolojik savaş' olarak nitelendiriyor ve nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu yineliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, yalnızca ABD ve İsrail için değil, Körfez ülkeleri ve genel olarak Ortadoğu için de önemli bir güvenlik meselesi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe ediyor ve bu durum bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Öte yandan Rusya ve Çin, İran'a yönelik baskıya karşı çıkıyor ve UAEA'da daha dengeli bir tutum izlenmesini istiyor. Bu nedenle ABD'nin UAEA'daki girişimleri, büyük güçler arasındaki rekabetin bir yansıması olarak da görülüyor. İran, ekonomik yaptırımların etkisiyle zor durumda olmasına rağmen, nükleer programını bir pazarlık kozu olarak kullanmaya devam ediyor. Analistler, ABD'nin UAEA üzerinden İran'a baskı yapmasının kısa vadede bir anlaşmaya varılmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşu hem de enerji ticareti açısından önemli bir bağa sahip. İran'a yönelik artan baskı, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynaklara yönelmesini zorunlu kılabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programı nedeniyle bölgede olası bir çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik riski oluşturabilir. Türkiye, nükleer silahların yayılmasına karşı olmakla birlikte, İran'la diyaloğun sürdürülmesini ve bölgesel istikrarın korunmasını önemsiyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin hem Batılı müttefikleriyle hem de İran'la olan ilişkilerinde ince bir denge kurmasını gerektiriyor.