ABD ve İran güçleri, 5 Eylül Cumartesi günü İran çevresindeki sularda karşılıklı olarak gemilere ateş açtı. Olayda ABD kuvvetlerinin vurduğu üç İran petrol tankeri ile İran'ın Hürmüz Boğazı'nda izinsiz rotalarda seyrettiğini öne sürdüğü üç tanker hedef alındı. Reuters'ın Dubai kaynaklı haberine göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bölgede gerilimin tırmandığını doğrularken, İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri saldırıların karşılıksız kalmayacağı uyarısında bulundu.
Olayın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Reuters'ın aktardığı bilgilere göre, olay Cumartesi günü erken saatlerde Hürmüz Boğazı'nın girişinde meydana geldi. ABD Donanması'na bağlı savaş gemileri, "uluslararası sularda serbest seyrüseferi tehdit eden" İran bandıralı üç petrol tankerine ateş açtı. Washington yönetimi, söz konusu tankerlerin İran'ın petrol ihracatını gizlice sürdürmek için kullandığı "hayalet filo"ya ait olduğunu ve seyir izni bulunmadığını iddia etti. İran tarafı ise ABD saldırısını "açık bir deniz haydutluğu" olarak nitelendirdi ve üç tankerin vurulduğunu kabul etti.
Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda "izinsiz rotalarda seyreden" üç tankere müdahale ettiğini açıkladı. İran'a göre bu tankerler, bölgedeki İran karasularını ihlal eden ve ülkenin güvenliğini tehdit eden unsurlardı. İran medyası, hedef alınan tankerlerin hangi ülkeye ait olduğunu belirtmedi; ancak bölgesel kaynaklar, gemilerden en az birinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bandıralı olabileceğini öne sürdü. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), olayla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapmaktan kaçınırken, "bölgedeki ABD varlıklarının kendini savunma hakkını kullandığını" bildirdi.
Olayın hemen ardından bölgede seyreden ticari gemilere yönelik seyir uyarıları yayımlandı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) sözcüsü, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerin dikkatli olmaları ve seyir planlarını güncellemeleri çağrısında bulundu. Petrol fiyatları da haberin ardından yüzde 2'nin üzerinde artış gösterdi; Brent petrol varili 78 dolar sınırına dayandı.
Hürmüz Boğazı'nda Artan Gerilim ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği en kritik deniz yollarından biri. Son aylarda ABD ile İran arasında bölgede yaşanan karşılıklı müdahaleler, 2019'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış durumda. Washington, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak için uyguladığı yaptırımları sıkılaştırırken, Tahran yönetimi de nükleer anlaşmadan kademeli olarak çekildiğini duyurmuştu. Bu çerçevede, İran'ın petrol ihracatını sürdürmek için "hayalet tanker" olarak adlandırılan ve izlerini gizleyen gemiler kullandığı biliniyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) kaynakları, son haftalarda İran'ın bölgedeki askeri faaliyetlerini artırdığını ve Devrim Muhafızları'na ait hızlı botların uluslararası sularda taciz edici manevralar yaptığını belirtiyor. İran ise ABD'nin bölgedeki askeri varlığını "provokasyon" olarak nitelendiriyor ve kendi karasularını koruma hakkını saklı tutuyor. Uzmanlar, taraflar arasındaki bu tür olayların yanlış hesaplamalarla daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası kriz grubu analisti Sami Hamdi, Reuters'a yaptığı değerlendirmede, "Her iki taraf da birbirini test ediyor. Ancak Hürmüz'de atılan her kurşun, küresel enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor" dedi. Hamdi, olayın ardından bölgede sigorta şirketlerinin tanker seferleri için ek prim talep etmeye başladığını da sözlerine ekledi.
Diğer yandan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı yapıp yapmayacağı belirsizliğini koruyor. Diplomatik kaynaklar, Rusya ve Çin'in olayı "ABD'nin tek taraflı eylemi" olarak değerlendirebileceğini ve Washington'a yönelik eleştirilerin artabileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi ise taraflara itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Basra Körfezi üzerinden karşılıyor. Olası bir çatışma, enerji fiyatlarını yükselterek cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ABD arasında denge politikası yürütüyor; hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korumak hem de komşusu İran ile ekonomik ve siyasi bağlarını sürdürmek zorunda. Bölgede tırmanan askeri gerilim, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir ve Suriye, Irak gibi yakın coğrafyalarda yeni istikrarsızlıklara yol açabilir.