ABD ile İran arasında yıllardır süren gerilimin ardından barış anlaşmasına yönelik müzakereler kritik bir aşamaya geldi. Washington ve Tahran'ın anlaşma imzalamaya yaklaştığı bildirilirken, İran'ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve İsrail'in Hizbullah ile devam eden düşmanlığı gibi temel konular hâlâ çözüm bekliyor. İşte bugüne kadar anlaşmaya dair bilinenler.
Anlaşmanın arka planı ve müzakereler
ABD ve İran arasındaki barış görüşmeleri, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle çökmesinin ardından başlatıldı. Joe Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte diplomatik kanallar yeniden açıldı. Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen gizli görüşmeler, son aylarda kamuoyuna yansımaya başladı. Tarafların, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılması üzerinde uzlaştığı belirtiliyor. Ancak anlaşmanın kapsamı ve denetim mekanizmaları henüz netleşmiş değil.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, müzakerelerin 'olumlu' ilerlediğini ancak henüz nihai metnin oluşturulmadığını ifade etti. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise 'gerçekçi ve kalıcı bir anlaşma' hedeflendiği vurgulandı. Uzmanlar, mevcut durumda anlaşmanın yüzde 80 oranında tamamlandığını, ancak kalan yüzde 20'lik kısmın en zorlu maddeleri içerdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, yalnızca ABD ve İran arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun jeopolitik dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İran'ın nükleer programına ilişkin olası bir anlaşma, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu artırabilir ve Suudi Arabistan, İsrail gibi ülkelerde endişe yaratıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmaya karşı çıktıklarını ve İran'ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceklerini açıkladı. Öte yandan, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip. İran'ın daha önce boğazı kapatma tehditleri, anlaşmanın sağlanması halinde ortadan kalkabilir. Ayrıca, Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi İran destekli grupların faaliyetleri de anlaşmanın kapsamı dışında tutuluyor; bu da bölgesel istikrarı tehdit eden unsurların devam edeceği anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran barış anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması, enerji maliyetlerinin düşmesine ve arz güvenliğinin artmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, İran'la normalleşme, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını da etkileyebilir. Ankara, uzun süredir İran'ın bölgesel nüfuzundan rahatsızlık duysa da, anlaşma sonrası Tahran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Türkiye-İran rekabetini yeni bir boyuta taşıyabilir. Bu nedenle Türkiye'nin anlaşma sürecini yakından takip etmesi ve olası etkileri değerlendirmesi gerekiyor.