ABD ile İran arasında Başkan Donald Trump'ın tehditleri ve Başkan Yardımcısı JD Vance'in 'ilerleme' açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen barış görüşmeleri, uzmanlara göre Obama dönemindeki kapsamlı nükleer anlaşmanın çok uzağında kalacak. Virginia Üniversitesi Siyaset Merkezi Direktörü Larry Sabato, mevcut müzakerelerin Obama dönemindeki ayrıntılı ve geniş kapsamlı anlaşmaya hiçbir şekilde yaklaşamayacağını belirtti. Bu değerlendirme, Trump'ın İran'ı 'daha önce hiç olmadığı kadar sert' vurma tehditleri ve Cumhuriyetçi kanadın anlaşmaya yönelik şüpheci yaklaşımının gölgesinde yapılıyor.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların tutumu
Başkan Donald Trump, göreve geldiği günden bu yana İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürüyor. Son olarak yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'ı 'daha önce hiç olmadığı kadar sert' vuracağını söyleyen Trump, aynı zamanda barış görüşmelerine de kapı araladı. Bu ikircikli tutum, uluslararası kamuoyunda kafa karışıklığına neden oluyor.
Başkan Yardımcısı JD Vance ise, ABD-İran barış görüşmelerinde ‘iyi ilerleme’ kaydedildiğini duyurdu. Vance, bu açıklamayı Trump'ın tehditlerinin hemen ardından yaparak, yönetimin hem sertlik yanlısı hem de diplomatik kanadını bir arada tutmaya çalıştığını gösterdi.
Larry Sabato'ya göre, taraflar arasındaki güven eksikliği ve özellikle ABD'nin iç siyasi dinamikleri, kapsamlı bir anlaşmanın önündeki en büyük engel. Sabato, “Bu anlaşma, Obama'nın imzaladığı o ayrıntılı belgeye yakından bile yaklaşamayacak” diyerek, sürecin sınırlı bir mutabakatla sonuçlanabileceğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran arasındaki olası bir anlaşma, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek bir potansiyele sahip. İran'ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçleri ve enerji piyasaları üzerindeki etkisi, anlaşmanın kapsamına göre şekillenecek.
Obama dönemindeki Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump'ın 2018'de bu anlaşmadan çekilmesi, İran'ı uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmaya itti. Şimdi ise daha sınırlı bir anlaşma, İran'ın nükleer kapasitesini tamamen durdurmayı değil, sadece belirli bir seviyede tutmayı hedefleyebilir.
Avrupa ülkeleri, Obama anlaşmasının yeniden canlandırılması için çaba gösterse de, ABD'nin iç siyaseti ve İran'daki rejim değişikliği tartışmaları bu çabaları baltalıyor. Uzmanlar, herhangi bir anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlaması için İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerini de kapsaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran barış görüşmeleri, Türkiye'nin güney sınırında doğrudan güvenlik ve enerji boyutlarıyla ilgilidir. Olası bir anlaşma, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesine ve bölgesel gerilimin azalmasına yol açarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak sınırlı bir anlaşma, İran'ın nükleer programını kontrol altına alamaz ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini sürdürmesine neden olursa, Türkiye için güvenlik riskleri devam edecektir. Ankara, bu süreçte hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmek zorundadır.