ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden müzakereler sonucunda varılan barış anlaşması, bu hafta sonu yapılacak G-7 Zirvesi öncesinde imzalanmak üzere hazır hale getirildi. Ancak İsrail'in Lüban'a yönelik devam eden hava saldırıları, anlaşmanın yürürlüğe girmeden rafa kalkmasına neden olabilir. Diplomatik kaynaklara göre, anlaşma İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirirken, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını yeniden düzenlemesini öngörüyor. G-7 ülkeleri ise bu anlaşmayı Ortadoğu'da istikrarın sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriyor.
Anlaşmanın arka planı ve detayları
ABD ve İran arasındaki görüşmeler, 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) 2018'de ABD tarafından terk edilmesinin ardından başlamıştı. Yeni anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3.67'de sınırlandırmasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini içeriyor. Buna karşılık ABD, İran'a yönelik bazı ekonomik yaptırımları kaldırmayı ve Irak'taki askeri varlığını azaltmayı taahhüt ediyor. G-7 Zirvesi'nde anlaşmanın resmen duyurulması ve liderler tarafından onaylanması bekleniyor.
Anlaşmanın zamanlaması, G-7 Zirvesi'ne denk gelmesi nedeniyle büyük önem taşıyor. Zirveye ev sahipliği yapacak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, anlaşmayı kendi diplomatik başarısı olarak göstermek isterken, ABD Başkanı Joe Biden da seçim öncesi dış politika zaferi olarak kullanmayı hedefliyor. Ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırıları, anlaşmanın uygulanmasını zora sokacak bir güven bunalımı yaratmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Hizbullah'ın füze ve roket depolarını hedef alırken, Beyrut'ta sivil kayıplara da yol açtı. İran, Hizbullah'ı en büyük vekil gücü olarak desteklerken, bu saldırılar Tahran'ın anlaşmayı onaylamak için daha fazla güvence talep etmesine neden olabilir. Bölgedeki kriz, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de endişelendiriyor. Bu ülkeler, İran'ın nükleer tehdidi ile yeni bir bölgesel savaş arasında sıkışmış durumda.
Avrupa Birliği ise anlaşmayı desteklemekle birlikte, İsrail'in saldırılarını durdurması için ABD'ye baskı yapıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, hem İran anlaşmasını hem de Lübnan'daki ateşkesi bir paket halinde ele almayı önerdi. Ancak bu öneri, İsrail'in güvenlik endişeleri nedeniyle henüz kabul görmedi. Eğer anlaşma başarısız olursa, İran'ın nükleer programını hızlandırması ve bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran barış anlaşması, Türkiye için doğrudan bir etkiye sahip olmasa da, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın başarısız olması, İran'ın nükleer silah kapasitesini artırmasına ve bölgede vekalet savaşlarının şiddetlenmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit edebilir. Ayrıca, İsrail-Lübnan çatışmasının yayılması, Doğu Akdeniz'de enerji güvenliğini ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı ihtilaflarını da etkileyebilir. Türkiye, bu nedenle anlaşma sürecini yakından izlemeli ve ateşkes çağrılarını desteklemelidir.