ABD, İran'a yönelik askeri operasyonlarını genişlettiğini duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın “Onları sert vuracağız” tehdidinin ardından gelen bu hamle, Washington’un Tahran’ı savaşı sona erdirme mutabakatını (MoU) ihlal etmekle suçlamasının hemen sonrasında geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları ve müttefik gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırılarının yoğunlaştırıldığı belirtildi. Operasyonların özellikle İran’ın doğusundaki askeri tesisler ile Suriye ve Irak sınırlarındaki milis kamplarını hedef aldığı bildiriliyor. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada ise “Tahran, mutabakata uymadığı takdirde daha ağır sonuçlarla karşılaşacaktır” ifadeleri kullanıldı.
Gelişmenin arka planı: Mutabakat ihlali iddiası ve askeri tırmanış
ABD yönetimi, İran’ın 2023 yılında imzalanan ve taraflar arasındaki çatışmaları sona erdirmeyi hedefleyen mutabakatı (MoU) defalarca ihlal ettiğini öne sürüyor. Washington’a göre Tahran, anlaşma kapsamında taahhüt ettiği uranyum zenginleştirme seviyesini düşürme ve bölgesel milis gruplara desteği kesme şartlarını yerine getirmedi. Bunun üzerine ABD, önce ekonomik yaptırımları artırmış, ardından da askeri seçeneği masaya koymuştu. CENTCOM’un son açıklamasında, “İran’ın saldırgan eylemlerine karşı caydırıcılığı artırmak amacıyla” operasyonların kapsamının genişletildiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu hamlenin Trump yönetiminin “maksimum baskı” politikasının askeri ayağını oluşturduğunu ve Tahran’ı müzakere masasına zorlamayı amaçladığını ifade ediyor.
İran ise ABD’nin suçlamalarını reddediyor ve mutabakata bağlı kaldığını savunuyor. Tahran yönetimi, ABD’nin saldırılarını “savaş suçu” olarak nitelendirirken, misilleme yapma hakkını saklı tuttuğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “ABD’nin bu provokasyonları bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. İran, meşru müdafaa hakkını kullanacaktır” açıklamasını yaptı. Bu gelişmeler, Basra Körfezi’nde tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Körfez’de yeni bir kriz mi?
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarını genişletmesi, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyecek potansiyele sahip. Saldırıların yoğunlaştığı bölgeler arasında yer alan Suriye ve Irak, İran’ın nüfuz alanı olarak biliniyor. Bu ülkelerde faaliyet gösteren İran destekli milis gruplar, ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, gerilimin kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 3’ün üzerinde yükseldi. Analistler, olası bir İran misillemesinin küresel enerji arzını tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan Rusya ve Çin, ABD’nin tek taraflı askeri müdahalesini kınayarak tarafları itidal çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili acil toplantı talebi ise ABD’nin vetosuyla karşılaştı.
Askeri uzmanlara göre ABD’nin bu hamlesi, Tahran’ı müzakere masasına zorlamak için son çare olarak görülüyor. Ancak İran’ın nükleer programındaki ilerlemeler ve bölgesel milis ağı, Washington için riskleri artırıyor. Esad rejiminin İran’a bağımlılığı ve Hizbullah’ın Lübnan’daki varlığı, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimalini barındırıyor. Bu bağlamda, ABD’nin operasyonları ne kadar süreceği ve İran’ın nasıl bir yanıt vereceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin doğu sınırındaki istikrarı doğrudan etkileyebilir. ABD-İran geriliminin tırmanması, Irak ve Suriye’deki PKK/YPG varlığıyla mücadele eden Ankara için yeni güvenlik riskleri doğuruyor. İran destekli grupların ABD hedeflerine saldırısı, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin cari açığını büyütebilir. Diplomatik olarak, Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de İran’la sınır komşusu olması, krizde denge politikası izlemesini gerektiriyor. Ankara, şimdiye kadar taraflara itidal çağrısı yaparken, kendi güvenlik çıkarlarını korumak için Moskova ve Tahran’la da temas halinde. Gelişmeler, Türkiye’nin Ortadoğu’daki aktif diplomasisinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.