Wall Street borsaları, ABD ile İran arasında nükleer program konusunda varılan anlaşma haberiyle haftaya yükselişle başladı. Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 1,2, S&P 500 yüzde 1,1 ve Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,3 değer kazandı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngörüyor. Piyasalar, bu gelişmeyi küresel gerilimlerin azalması ve enerji maliyetlerinin düşmesi potansiyeli açısından olumlu değerlendirdi. Uzmanlar, anlaşmanın Orta Doğu'da istikrarı artırabileceğini ve bunun da yatırımcı güvenini desteklediğini belirtiyor. Ancak anlaşmanın uygulanmasındaki belirsizlikler ve İran'ın niyetine dair şüpheler nedeniyle temkinli iyimserlik hakim.
Anlaşmanın Arka Planı ve Piyasalar Üzerindeki Etkisi
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, yıllardır süren gerginliğin ardından geçtiğimiz hafta Viyana'da yapılan görüşmelerde sonuçlandı. Anlaşmaya göre İran, yüzde 20 saflıkta uranyum zenginleştirmeyi durduracak ve mevcut stoklarını azaltacak. Buna karşılık ABD, İran'dan petrol ithalatına yönelik yaptırımları gevşetecek ve bazı İranlı yetkililere uygulanan seyahat kısıtlamalarını kaldıracak. Anlaşma, özellikle enerji sektöründe olumlu karşılandı. Petrol fiyatları, anlaşma haberinin ardından yüzde 3 düşerek varil başına 75 doların altına geriledi. Analistler, İran'ın petrol ihracatının artmasıyla küresel arz fazlası oluşabileceğini ve bunun fiyatları daha da aşağı çekebileceğini belirtiyor. Ayrıca, havayolu ve nakliye şirketlerinin hisseleri de yakıt maliyetlerinin düşmesi beklentisiyle yükseldi. Teknoloji hisseleri ise anlaşmanın tedarik zincirlerine olumlu yansıyacağı umuduyla prim yaptı.
Ancak anlaşmanın kalıcılığı konusunda şüpheler var. Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmesi, benzer bir sürecin tekrarlanabileceği endişesini canlı tutuyor. İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini tamamen durdurmayı kabul etmemesi de ABD'li yetkililer tarafından eleştirilen bir diğer nokta. Buna rağmen, piyasalar kısa vadede anlaşmanın risk iştahını artırdığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Orta Doğu'da İran'ın komşuları olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail tarafından temkinli karşılandı. Bu ülkeler, İran'ın nükleer programının tamamen sona ermediğini ve bölgesel nüfuzunun devam ettiğini vurguluyor. Öte yandan Avrupa Birliği ve Çin, anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmanın bölgede istikrarı artıracağını söyledi. Çin ise İran ile enerji ticaretinin önünün açılmasından memnun. Rusya, anlaşmayı olumlu bulmakla birlikte ABD'nin yaptırım politikalarının öngörülemezliğine dikkat çekti. Küresel ölçekte, anlaşma ham petrol fiyatlarının düşmesiyle enflasyon baskısını hafifletebilir. Ancak enerji yoğun sektörlerde maliyet avantajı sağlarken, petrol üreticisi ülkeler için gelir kaybı anlamına gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye için enerji maliyetleri ve dış politika dengeleri açısından kritik. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor. Anlaşma ile İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji ithalatını kolaylaştırabilir ve maliyetleri düşürebilir. Ayrıca, İran ile ticaretin artması, Türkiye'nin cari açığına olumlu yansıyabilir. Diplomatik açıdan ise anlaşma, Türkiye'nin Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü pekiştirebilir. Ancak ABD'nin anlaşmaya bağlılığı ve İran'ın taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceği belirsizlik yaratıyor. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran ile dengeli bir ilişki sürdürmeye özen göstermeli.