İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD ile sağlanan nükleer mutabakatın hemen ardından yaptığı açıklamada, Tahran yönetiminin Çin ile ilişkileri her alanda derinleştirme kararlılığında olduğunu belirtti. Galibaf, “Çin, bizim sadece bir müşteri ya da ticaret ortağı olmadığımıza, her anlamda bir ortak olduğumuza inanmalı ve inanacaktır” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran'ın Batı ile yumuşama sinyali verirken aynı zamanda Doğu eksenli stratejik ortaklığını pekiştirme çabası olarak yorumlandı. Galibaf'ın sözleri, İran'ın 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşması kapsamında Çin ile enerji, altyapı ve savunma alanlarında işbirliğini artırma niyetini yansıtıyor.
Anlaşmanın arka planı ve Tahran'ın hamlesi
ABD ile İran arasında Viyana'da yürütülen müzakereler sonucunda varılan geçici nükleer anlaşma, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Galibaf'ın Hürmüzgan eyaletinde yaptığı konuşmada Çin vurgusu, Washington ile sağlanan mutabakatın Pekin'in tepkisini çekebilecek bir denge hamlesi olarak değerlendiriliyor. İranlı yetkili, “Stratejik ortaklığımızı sadece kelimelerle değil, eylemlerle göstereceğiz” diyerek Çin ile bağların somut projelere dönüşeceğini ima etti.
Çin, İran'ın en büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 30 milyar dolar seviyesinde. Tahran, Pekin ile 2021 yılında imzaladığı 25 yıllık stratejik anlaşma çerçevesinde petrol ve gaz yatırımları, liman altyapısı ve askeri işbirliği gibi alanlarda ivme kazanmayı hedefliyor. Galibaf'ın açıklamaları, Batı ile ilişkilerin normalleşmesi durumunda dahi Çin'in İran için vazgeçilmez bir ortak olmaya devam edeceğini teyit ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Galibaf'ın sözleri, Ortadoğu'da değişen güç dengeleri ışığında önem taşıyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltması ve Çin'in Suudi Arabistan dahil bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmesi, Tahran'ın elini güçlendiriyor. İran, bir yandan Batı yaptırımlarının hafiflemesiyle ekonomik nefes alırken, diğer yandan Pekin'in Kuşak ve Yol projesi kapsamında stratejik konumunu sağlamlaştırmak istiyor. Galibaf'ın “Çin ile her anlamda ortak” vurgusu, İran'ın Asya'ya yönelişinin kalıcı olduğunu ve ABD ile varılan anlaşmanın bu stratejiyi zayıflatmadığını gösteriyor.
Uzmanlara göre, İran'ın bu hamlesi aynı zamanda ABD'ye bir mesaj niteliği taşıyor: Washington'un baskı politikalarına rağmen Tahran'ın alternatif ittifakları var ve bu ittifaklar derinleşiyor. Çin ise İran'ı, Orta Doğu'daki enerji kaynaklarına erişim ve Hint Okyanusu'nda lojistik üs olarak görüyor. İki ülke arasındaki askeri işbirliği, Çin'in Orta Doğu'daki nüfuzunu artırırken ABD'nin bölge politikalarını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Çin ile stratejik ortaklığını derinleştirme çabası, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından kritik bir gelişmedir. Türkiye, hem İran hem de Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, bu ortaklık Ankara'nın Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu'daki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. İran'ın Çin'e yönelmesi, Türkiye'nin enerji tedarikinde çeşitlendirme ihtiyacını artırabilir. Ayrıca, Çin-İran ekseninin güçlenmesi, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir dengeleme unsuru olarak değerlendirilebilir. Ankara'nın, bu gelişmeleri yakından izleyerek hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini gözden geçirmesi beklenmektedir.