Küresel piyasalarda dikkatler Washington ile Tahran arasında yapılması beklenen ön barış anlaşmasına çevrilmişken, hedge fonlar Amerikan ham petrolünde düşüş yönlü (bearish) pozisyonlarını son beş ayın en yüksek seviyesine taşıdı. ABD Merkez Bankası verilerine ve opsiyon piyasası akışlarına göre, fonlar geçtiğimiz hafta boyunca WTI tipi ham petrolde net kısa pozisyonlarını %40 artırarak 85.000 kontrata yükseltti. Bu artış, İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışını artırması beklenen bir mutabakat zaptının (MOU) yakında imzalanabileceği yönündeki haberlerle tetiklendi.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasında, Birleşmiş Milletler ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin, nükleer programın sınırlandırılması ve bazı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında bir ön anlaşmayla sonuçlanması bekleniyor. Anlaşma sağlanırsa, İran'ın günlük 1-1,5 milyon varil ham petrol ihracatının önündeki engeller kalkabilir. Bu da küresel petrol arzında beklenen fazlalığı daha da artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Hedge fonlar, tarihsel olarak jeopolitik gerilimlerin azaldığı dönemlerde emtia fiyatlarının düştüğünü göz önünde bulundurarak erken pozisyon aldı. Özellikle Suudi Arabistan ve Rusya'nın arz kesintilerine rağmen, İran'ın piyasaya dönüşüyle birlikte OPEC+ içinde yeni bir denge arayışına girileceği öngörülüyor.
CFTC verilerine göre, son iki haftada spekülatif fonların WTI ham petrolündeki net uzun pozisyonları da %15 azaldı. Piyasa yapıcılar, hedge fonların bu hamlesini 'erken ve agresif' olarak niteliyor ancak gerekçelerinin sağlam olduğunu belirtiyor. Zira anlaşma ihtimali arttıkça, Brent petrol ile WTI arasındaki fiyat farkı daralmaya başladı. Bu durum, Asya alıcılarının İran petrolüne yönelmesi halinde Batı Afrika ve Kuzey Denizi ham petrolüne olan talebin azalacağı anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. İran'ın geçmişte boğazı kapatma tehditleri, petrol fiyatlarını defalarca yukarı itmişti. Ancak olası bir barış anlaşması, bu risk primini ortadan kaldırarak navlun maliyetlerini düşürebilir ve sigorta primlerini normalleştirebilir. Bunun yanı sıra, İran'ın piyasaya dönüşü, özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar için ham petrol tedariğinde çeşitlilik ve maliyet avantajı sağlayacak. Uzmanlar, anlaşmanın bu yıl içinde imzalanması halinde, 2025'in ilk çeyreğinde petrol fiyatlarında %10-15'lik bir düşüş bekliyor. Ancak İsrail ve Suudi Arabistan'ın anlaşmaya karşı olası itirazları, sürecin tamamlanmasını geciktirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak düşük petrol fiyatlarından olumlu etkilenir. ABD-İran anlaşması, cari açık üzerinde baskıyı hafifletebilir ve akaryakıt fiyatlarının aşağı çekilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca İran'la komşu olan Türkiye, anlaşma sonrası daha fazla miktarda İran gazı ve petrolü alarak enerji arz güvenliğini artırabilir. Ancak ABD yaptırımlarının tamamen kalkmaması ve İsrail'in olası operasyonları, bu pozitif senaryoyu gölgeleyebilir.