ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden canlanması, Ortadoğu'da dengeleri sarsarken, Lübnan bu gelişmelerden en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. İran destekli Hizbullah'ın siyasi ve askeri varlığının ülkenin kırılgan yapısında kilit rol oynadığı Lübnan'da, Tahran ile Washington arasında varılacak olası bir anlaşma, Hizbullah'ın konumunu ve ülkedeki güç dengesini doğrudan etkileyecek. Uzmanlar, anlaşmanın Lübnan'daki siyasi istikrara katkı sağlayabileceği gibi, yeni bir krizin de kapısını aralayabileceği uyarısında bulunuyor.
Anlaşma ve Lübnan'daki etkileri
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran ile nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için müzakereleri sürdürürken, bu sürecin Lübnan'daki yansımaları yakından takip ediliyor. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP/JCPOA) terk edilmesi, Tahran'ı nükleer faaliyetlerini hızlandırmaya iterken, bölgesel etkisini artırmak için Hizbullah başta olmak üzere vekil güçlere desteğini sürdürmesine yol açtı. Washington, anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi halinde İran'ın bölgesel müdahalelerini sınırlamasını bekliyor.
Ancak Lübnan'da Hizbullah, ülkenin en güçlü silahlı grubu olmasının yanı sıra siyasi alanda da belirleyici bir aktör. Örgüt, İran'ın bölgesel stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Olası ABD-İran anlaşması, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesi yönünde uluslararası baskıların artmasına neden olabilir. Beyrut'taki kaynaklar, bu durumun ülkedeki siyasi tıkanıklığın aşılması için bir fırsat sunabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan, Yemen ve Suriye'deki krizlerin ve Körfez ülkeleri ile İran arasındaki rekabetin iç içe geçtiği bir coğrafyada yer alıyor. ABD-İran anlaşması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'ın nükleer programından endişe duyan Körfez devletleri tarafından da yakından izleniyor. Anlaşma sağlanması halinde, bölgedeki gerilimlerin azalması ve Lübnan'daki İran etkisinin kademeli olarak törpülenmesi beklenebilir. Ancak İran'ın nükleer programından ödün vermeden anlaşmayı kabul etmesi halinde, İsrail başta olmak üzere bölge ülkeleri bu durumu bir tehdit olarak algılayabilir ve Lübnan yeniden bir vekalet savaşına sahne olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile nükleer müzakereleri yakından izlerken, olası bir anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlamasını umuyor. Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz politikalarını da etkileyecek. Anlaşma İran'ı izole etmekten ziyade bölgesel bir uzlaşma getirirse, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ile Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanı politikalarında yeni denklemler oluşabilir. Ayrıca Hizbullah'ın güç kaybetmesi, Lübnan'daki Sünni kesimle Türkiye arasındaki bağları güçlendirebilir.