ABD ile İran arasında 3,5 ay süren çatışmaların ardından bugün Cenevre'de imzalanması beklenen anlaşma, Orta Doğu'da yeni bir dengenin habercisi. Anlaşma metni henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da, sızdırılan bilgilere göre, nükleer programın denetlenmesi, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik konularında kapsamlı hükümler içeriyor. Peki, bu anlaşmadan kim karlı çıkıyor, kim kaybediyor?
Anlaşmanın detayları ve arka planı
108 gün süren savaş, bölgede büyük bir yıkıma yol açtı. Tahminlere göre, çatışmalarda en az 10 bin sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden oldu. ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları ve İran'ın vekil güçlerle karşılık vermesi, özellikle Irak ve Suriye'deki istikrarı derinden sarstı. Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kısıtlanması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin ülkeye yeniden kabul edilmesi. Buna karşılık, ABD ve müttefikleri, İran'a yönelik ekonomik yaptırımları aşamalı olarak kaldıracak. Ayrıca, İran'ın bölgedeki nüfuz alanlarına müdahale edilmemesi konusunda da gayriresmi bir mutabakata varıldığı belirtiliyor. Analistlere göre, bu mutabakat, İran'ın Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah üzerindeki etkisini korumasına izin veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, başta Suudi Arabistan ve İsrail olmak üzere birçok bölgesel aktör tarafından endişeyle karşılanıyor. Suudi Arabistan, İran'ın nükleer programının tamamen durdurulmaması halinde bölgesel bir nükleer silahlanma yarışının başlayabileceği uyarısında bulunuyor. İsrail ise anlaşmayı bir 'teslimiyet' olarak nitelendiriyor ve kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu açıklıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor; çünkü bu anlaşma, enerji fiyatlarının istikrara kavuşması ve Orta Doğu'dan Avrupa'ya yönelebilecek yeni bir göç dalgasının önlenmesi açısından kritik önemde. ABD tarafında ise, Başkan'ın anlaşmayı imzalaması siyasi bir kumar olarak görülüyor; Kongre'deki Cumhuriyetçiler anlaşmanın İran'ı ödüllendirdiğini savunuyor. Küresel ölçekte ise, petrol fiyatlarının anlaşma haberleriyle birlikte düşüşe geçmesi, piyasalarda iyimserlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, anlaşmayı 'olumlu bir gelişme' olarak değerlendiriyor ancak temkinli bir bekleyiş içinde. Zira anlaşmanın uygulanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyecek: İran yaptırımlarının kalkması, Türkiye'nin İran gazına daha uygun fiyatlarla erişimini mümkün kılabilir. Ayrıca, bölgede istikrarın sağlanması, PKK/PYD gibi terör örgütlerinin İran'dan aldığı desteğin kesilmesi anlamına gelebilir. Ancak Türkiye, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunun artmasından endişe duyuyor; özellikle İran'ın TSK'nın operasyon alanlarına müdahalesi, Ankara için kırmızı çizgi. Anlaşma kapsamında İran'ın sınır dışı faaliyetlerine sınırlama getirilmemesi, Türkiye'yi rahatsız ediyor. Sonuç olarak, bu anlaşma Türkiye için fırsatlar ve riskler içeren bir paket; Ankara'nın bu süreçte Washington ve Tahran arasında denge politikası izlemesi bekleniyor.