ABD ile İran arasında Ortadoğu'daki savaşı sona erdirmeyi hedefleyen anlaşma, İsrailli analistler tarafından ülke için stratejik bir felaket olarak nitelendiriliyor. Pakistan tarafından Pazartesi günü erken saatlerde duyurulan anlaşma henüz tamamlanmamış olsa da, İsrail'in bölgedeki diplomatik ve askeri etkisinin azaldığının bir göstergesi olarak görülüyor. Anlaşmanın detayları henüz netleşmezken, uzmanlar bu gelişmenin İsrail'in Washington'daki nüfuzunun önemli ölçüde zayıfladığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Anlaşmanın arka planı ve İsrail’e yansımaları
İsrailli analistlere göre, ABD-İran anlaşması İsrail'in yıllardır sürdürdüğü İran karşıtı politikaları baltalıyor. Tel Aviv, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı sert bir tutum sergilerken, Washington'un bu anlaşmayla İran'ı tekrar uluslararası sisteme entegre etmeyi hedeflemesi İsrail'in stratejik çıkarlarına ters düşüyor. Anlaşma kapsamında İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve Tahran'ın bölgesel etkisinin meşrulaştırılması, İsrail'in güvenlik kaygılarını artırıyor.
Özellikle İran destekli Hizbullah ve diğer milis grupların İsrail sınırlarına yakın bölgelerdeki varlığı, Tel Aviv için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Anlaşmanın bu grupların faaliyetlerini kısıtlamayı öngörmediği belirtiliyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik denetim mekanizmalarının yetersiz kalabileceği endişesi de İsrail'de dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, sadece İsrail-İran ekseninde değil, tüm Ortadoğu dengeleri üzerinde de önemli etkiler yaratacak. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'la rekabet halinde olan Körfez ülkeleri, anlaşmayı temkinli karşılarken, Çin ve Rusya gibi küresel aktörler anlaşmayı bölgesel istikrara katkı olarak değerlendiriyor. Avrupa Birliği ise anlaşmanın nükleer yayılmayı önleme açısından önemli olduğunu vurguluyor.
Anlaşmanın Pakistan tarafından duyurulması dikkat çekici. Pakistan'ın arabuluculuk rolü üstlenmesi, bölgesel güç dengelerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Uzmanlar, anlaşmanın İran ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini de hızlandırabileceğini belirtiyor. Ancak İsrail, bu gelişmeleri kendi güvenliği için bir tehdit olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran anlaşmasını bölgesel istikrar açısından dengeli bir adım olarak değerlendirebilir. Ankara, İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini geliştirmek isterken, aynı zamanda İran'ın bölgesel etkisinin sınırlandırılmasını da gözetiyor. Anlaşma, Türkiye'nin Ortadoğu'da daha bağımsız bir dış politika izlemesine alan açabilir. Ancak İsrail ile yaşanan gerginlikler ve ABD ile ilişkilerdeki dalgalanmalar, Türkiye'nin anlaşmaya temkinli yaklaşmasına neden olabilir. Özellikle enerji güvenliği ve Suriye'deki İran varlığı, Türkiye'nin öncelikli konuları arasında.