ABD ve İran arasında yeniden canlandırılması beklenen nükleer anlaşmanın, Avrupa'nın derinleşen enerji krizine kısa vadede çare olması mümkün görünmüyor. Uzmanlara göre, anlaşma sağlansa bile günde 12 milyon varil petrol piyasaya sihirli bir şekilde geri dönmeyecek. Avrupa Birliği, Rusya'ya bağımlılığını azaltmak için alternatif kaynaklar ararken, İran petroilinin geri dönüşü beklentileri karşılamaktan uzak kalacak.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmeler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden yürürlüğe girmesi için devam ediyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve uluslararası yaptırımlar, anlaşmanın geleceğini belirsiz kılıyor. Avrupa, özellikle Almanya ve Fransa, anlaşmanın yeniden canlandırılmasını desteklese de, İran petrolünün piyasaya dönüşü için gereken altyapı ve yatırımlar zaman alacak.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, İran'ın petrol üretimi yaptırımlar öncesi günde yaklaşık 3,8 milyon varil seviyesindeydi. Şu anda bu rakam 2,5 milyon varil civarında. Anlaşma sağlansa bile üretimin eski seviyesine dönmesi en az 18 ay sürecek. Ayrıca, küresel petrol arzındaki diğer kısıtlamalar, OPEC+'ın üretim kesintileri ve Rusya'ya uygulanan ambargolar göz önüne alındığında, İran petrolü Avrupa'nın ihtiyacını karşılamaktan çok uzak.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa'nın enerji krizi, yalnızca arz yönlü bir sorun değil; aynı zamanda fiyat istikrarsızlığı ve enerji güvenliği endişelerini de içeriyor. Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrası doğalgaz akışını kesmesi, Avrupa'yı alternatif tedarikçilere yöneltti. İran'ın potansiyel olarak piyasaya sürebileceği günlük 1-1,5 milyon varil petrol, küresel arzda ancak sınırlı bir rahatlama sağlayabilir. ABD'li analistlere göre, anlaşmanın imzalanması halinde petrol fiyatlarında varil başına 5-10 dolar düşüş yaşanabilir, ancak bu Avrupa'daki enerji maliyetlerini kalıcı olarak düşürmeyecek.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol alıcıları, İran petrolüne yönelik uzun vadeli anlaşmalar imzalayarak Avrupa'nın önüne geçebilir. Asya pazarının İran ham petrolüne olan talebi, Avrupa'nın rekabet gücünü zayıflatacak ve kıtanın enerji arz güvenliği riskini artıracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşmasının yeniden canlanması, Türkiye için doğrudan enerji ithalatı maliyetlerini düşürebilecek bir gelişme olsa da, etkisi sınırlı kalacak. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, yaptırımların hafiflemesi durumunda enerji tedarikinde çeşitlenme fırsatı yakalayabilir. Ancak anlaşmanın jeopolitik sonuçları, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu da etkileyebilir. ABD ve İran arasındaki yakınlaşma, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarında yeni dinamikler yaratabilir. Küresel enerji piyasalarındaki olası fiyat düşüşü, Türkiye'nin cari açığına olumlu yansıyacak olsa da, Rusya ile olan enerji ilişkilerinde denge kurmasını gerektirecek.