ABD, İran’a yönelik hava saldırılarını altıncı gün üst üste sürdürürken, Beyaz Saray’dan gelen açıklamalarda barış anlaşmasının hâlâ mümkün olduğu vurgulandı. Perşembe günü gerçekleştirilen son saldırılar, İran’ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik olduğu belirtilen hedefleri vurdu. Operasyonun başlamasından bu yana geçen altı günde, ABD’nin uyguladığı hava harekâtının şiddeti ve kapsamı giderek artarken, uluslararası toplumdan da tansiyonun düşürülmesi yönünde çağrılar yükseliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran arasındaki gerginlik, son haftalarda Körfez’de yaşanan bir dizi olayla tırmanışa geçmişti. İran destekli milis güçlerin Irak ve Suriye’de ABD üslerine yönelik saldırıları, Washington yönetiminin misilleme yapacağı uyarısını beraberinde getirmişti. Saldırıların ilk gününde, ABD Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İran’ın nükleer programına yönelik “hassas ve orantılı” bir operasyon başlatıldığı duyurulmuştu. Ancak operasyonun bir haftaya yaklaşan süresi, bu “orantılı” tanımının sorgulanmasına neden oldu.
Beyaz Saray Sözcüsü, perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, “Başkan, diplomatik çözümün hâlâ masada olduğunu düşünüyor. Ancak İran’ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, aynı gün içinde ABD’nin İran’a yönelik yeni bir yaptırım paketini devreye sokmasıyla birlikte geldi. Yaptırımlar, İran’ın petrol ihracatını ve dış ticaretini hedef alıyor.
İran tarafından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak İran devlet televizyonu, İran hava savunma sistemlerinin ABD füzelerinin bir kısmını imha ettiğini, saldırılarda sivil kayıp yaşanmadığını duyurdu. Bağımsız kaynaklar, hava saldırılarında en az 15 askeri personelin hayatını kaybettiğini, nükleer tesislerde ise küçük çaplı hasar oluştuğunu bildiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gelişmeler, tüm Ortadoğu’da alarm zillerini çaldırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgesel güvenliklerinin tehdit altında olduğu endişesiyle acil toplantılar düzenlerken, İsrail ise ABD operasyonuna dolaylı destek verdi. İsrail Başbakanı, “İran’ın nükleer programının durdurulması için atılan her adımı destekliyoruz” dedi.
Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde acil oturum talep ederken, Avrupa Birliği de tarafları itidale çağırdı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “ABD’nin bu orantısız güç kullanımı, bölgede kontrol edilemez bir çatışmaya yol açabilir” uyarısı yapıldı. Türkiye ise her iki tarafı da diyaloga davet eden bir açıklama yayınlayarak, İran’a uygulanan yaptırımların bölgesel istikrarı bozduğunu vurguladı.
Petrol fiyatları, saldırıların başladığı hafta boyunca yüzde 12 yükseldi. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın olası bir kapatılması halinde küresel enerji piyasalarında büyük bir şok yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran gerginliğinin doğrudan komşusu olduğu bir bölgede yaşanması nedeniyle hassas bir konumda. İran’a uygulanan yaptırımlar ve hava saldırıları, Türkiye’nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran’la ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Irak ve Suriye’deki İran destekli grupların bu gelişmelere tepki olarak ABD üslerine saldırılarını artırması, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Türk diplomatlarının, hem Washington hem de Tahran’la temas halinde olduğu, krizin yayılmaması için arabuluculuk çabalarını sürdürdüğü belirtiliyor. Bu süreç, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak oynayabileceği rolü bir kez daha ortaya koyuyor.