ABD ile İran arasında İsviçre'nin ev sahipliğinde yürütülen nükleer müzakerelerde, arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan tarafların nihai bir anlaşma için 'yol haritası' üzerinde mutabakata vardığını duyurdu. Görüşmeler, Başkan Donald Trump'ın Tahran yönetimine yönelik 'tekrar çok sert vuracağız' tehditlerinin gölgesinde başlamasına rağmen, tarafların 'cesaret verici ilerleme' kaydettiği belirtildi. Tarafların, uranyum zenginleştirme kapasitesi, yaptırımların kaldırılması ve uluslararası denetim gibi kritik başlıklarda prensipte mutabakata vardığı, ancak teknik detayların önümüzdeki haftalarda netleştirileceği ifade ediliyor.
Trump tehditleri müzakereleri gölgeledi
Görüşmelerin başlangıcı, Trump yönetiminin açık tehditleriyle sarsılmıştı. İsviçre'nin Zürih kentinde başlayan müzakerelerden saatler önce Başkan Trump, 'İran'ı tekrar çok sert vuracağız' ifadelerini kullanmış, bu açıklamalar Tahran'da müzakere heyetinin geri adım atıp atmayacağı sorusunu gündeme getirmişti. Ancak Katar Dışişleri Bakanlığı kaynakları, her iki tarafın da masada yapıcı bir tutum sergilediğini bildirdi.
İran'ın başmüzakerecisi Ali Bagheri Kani, müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, 'Anlaşmaya varma iradesi var, fakat somut adımların atılması ABD'nin iyi niyetini göstermesine bağlı' dedi. ABD tarafı ise İran'ın nükleer faaliyetlerini tamamen şeffaf hale getirmesi gerektiğini vurguladı. Pakistanlı arabulucu Zalmay Khalilzad'ın 'Ufukta bir anlaşma var, ancak sonuç garantili değil' ifadeleri, sürecin hassas doğasını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, yalnızca nükleer dosyayı çözmekle kalmayacak, aynı zamanda Ortadoğu'da İsrail-Suudi Arabistan yakınlaşması, Yemen savaşı ve Lübnan'daki istikrarsızlık gibi bölgesel krizlerin çözümünü de etkileyebilir. İran'ın nükleer anlaşmaya ikna olması durumunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımlarının kaldırılmasıyla Tahran'ın uluslararası ticarete entegre olması bekleniyor. Bu da küresel enerji piyasalarında İran petrolünün yeniden aktif rol oynaması anlamına geliyor. Uzmanlar, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67 ile sınırlandırması ve 20 yıllık bir takvime bağlanmasının hedeflendiğini belirtiyor. Ancak Trump yönetiminin 2018'de olduğu gibi tek taraflı çekilme tehdidi, Tahran'ı temkinli davranmaya sevk ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik öneme sahiptir. İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif kaynaklara erişimini kolaylaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin komşusu İran ile nükleer kriz nedeniyle yaşadığı gerginliklerin azalması, bölgesel istikrara katkı sağlayacaktır. Ankara, müzakereler boyunca arabulucu ülkelerle temaslarını sürdürmüş, özellikle Katar ile yakın koordinasyon içinde olmuştur. Anlaşma sağlanması halinde, Türkiye'nin İran ile enerji ve ticaret hacminin artması öngörülürken, aynı zamanda Suriye ve Irak'taki güç dengelerinin de yeniden şekillenebileceği değerlendiriliyor.