ABD'li ilaç şirketleri, yaygın antibiyotikler ve kan sulandırıcılar da dahil olmak üzere temel ilaçların üretiminde kritik ölçüde Çin'e bağımlı durumda. Analistler, Çin'deki tedarik kaynaklarında yaşanacak bir aksaklığın Amerikalı hastalar için güvenilir bir alternatif bırakmayabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, küresel ilaç tedarik zincirinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
İlaç Hammaddelerinde Çin Hakimiyeti
ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) verilerine göre, ABD'de kullanılan reçeteli ilaçların aktif bileşenlerinin (API) yaklaşık %80'i denizaşırı ülkelerden, büyük bir kısmı da Çin'den ithal ediliyor. Özellikle antibiyotikler, ağrı kesiciler ve kan sulandırıcılar gibi jenerik ilaçların üretiminde kullanılan kimyasal hammaddelerde Çin'in payı son yıllarda giderek arttı. Çinli üreticiler, düşük işçilik maliyetleri ve devlet teşvikleri sayesinde bu alanda küresel bir tekel haline geldi.
Uzmanlar, Çin'in bu alandaki hakimiyetinin sadece fiyat avantajından kaynaklanmadığını, aynı zamanda üretim kapasitesi ve teknolojik altyapı açısından da bir derinlik oluşturduğunu belirtiyor. Örneğin, dünya genelinde kullanılan penisilin ve amoksisilin gibi antibiyotiklerin neredeyse tamamı Çin'de üretiliyor. Kan sulandırıcılarda ise Çin'in yanı sıra Hindistan da önemli bir üretici konumunda; ancak Hindistan'daki birçok firma da hammaddeleri Çin'den temin ediyor.
Kesinti Senaryoları ve Riskler
COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan tedarik zinciri kesintileri, ABD'yi bu bağımlılığın farkına varmaya itti. Pandemi döneminde Çin'deki kapanmalar, bazı temel ilaçların ABD'de sıkıntı yaşanmasına neden olmuş; bu durum sağlık yetkililerini alternatif üretim noktaları aramaya yönlendirmişti. Ancak analistler, bu konuda atılan adımların yetersiz olduğunu ve bağımlılığın sürdüğünü vurguluyor.
Uzmanlara göre, Çin'de yaşanacabilecek doğal afetler, siyasi krizler, salgın hastalıklar veya ticari anlaşmazlıklar, ilaç tedarikini haftalar içinde kesintiye uğratabilir. Bu durumda ABD'deki hastaneler ve eczaneler, temel ilaçları temin etmekte zorlanacak; özellikle kronik hastalığı olanler için ciddi riskler ortaya çıkacak. Örneğin, kan sulandırıcı kullanan kalp hastaları ve inme geçirenler, ilaç bulamadıkları takdirde hayati tehlike yaşayabilir.
ABD hükümeti, bu bağımlılığı azaltmak için çeşitli önlemler almaya çalışıyor. Eski Başkan Trump ve Biden yönetimleri, yerli üretimi teşvik eden programlar başlattı; ancak uzmanlar, bu tür bir üretimin yıllar alacağını ve maliyetlerin yüksek olduğunu söylüyor. Ayrıca, ABD'de işçilik ve çevre düzenlemeleri nedeniyle üretim maliyetleri Çin'e kıyasla çok daha yüksek; bu da fiyat artışlarına ve sağlık sigortası primlerinin yükselmesine yol açabilir.
Küresel Bağımlılık Ağı
ABD'nin bu bağımlılığı aslında küresel bir olguyu yansıtıyor. Avrupa Birliği, Japonya ve diğer gelişmiş ülkeler de Çin'e bağımlılıkla karşı karşıya. Örneğin, Almanya'nın önde gelen ilaç firmaları bile hammadde için Çinli tedarikçilere güveniyor. Bu durum, ilaç güvenliği konusunu ulusal güvenlik meselesine dönüştürüyor; zira bir ülkenin sağlık sistemi, dış bir aktörün insafına kalıyor.
Jeopolitik gerginlikler bu bağımlılığı daha da hassas hale getiriyor. Özellikle Tayvan üzerindeki gerilimler, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarını alevlendirebilir. Uzmanlar, Çin'in ilaç ihracatını siyasi bir koz olarak kullanabileceğine dikkat çekiyor. Nitekim 2023 yılında Çin’in bazı nadir toprak elementlerinin ihracatına kısıtlama getirmesi, benzer bir adımın ilaç hammaddelerinde de olabileceği endişelerini artırmıştı.
Diğer yandan, Batı ülkeleri bu bağımlılığı azaltmak için yeni tedarik rotaları arıyor. Hindistan, Vietnam ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri potansiyel alternatif üretim merkezleri olarak öne çıkıyor. Ancak bu ülkelerin mevcut kapasiteleri, Çin'in sağladığı ölçeğe ulaşmaktan oldukça uzak. Ayrıca, ilaç sektörünün sıkı düzenlemeleri nedeniyle yeni üretim tesislerinin kurulması ve onaylanması yıllar sürebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ilaç hammaddesi ithalatında büyük ölçüde Çin ve Hindistan'a bağımlı; bu durum, Türkiye'yi de ABD ile benzer risklerle karşı karşıya bırakıyor. Türkiye'nin ilaç sanayi, yerli üretim kapasitesini artırmaya çalışsa da hammadde noktasında dışa bağımlılık sürüyor. Olası bir Çin kaynaklı kesinti, Türkiye'de de ilaç sıkıntısına yol açabilir ve sağlık sistemini olumsuz etkiler. Bu nedenle Türkiye'nin, yerli aktif madde üretimini teşvik etmesi ve alternatif tedarikçi ülkelerle anlaşmalar yapması stratejik bir zorunluluk haline geliyor. Ayrıca, küresel ilaç tedarik güvenliğine yönelik önlemler kapsamında Türkiye'nin uluslararası iş birliklerini geliştirmesi de kritik önem taşıyor.