ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın güney kıyısındaki Bandar Abbas Deniz Üssü'ne yönelik dikkat çekici bir operasyon düzenledi. Hafta sonu gerçekleştirilen harekâtta, üç adet Saronic Corsair tipi insansız deniz aracı (USV), demirli haldeki İran yapımı küçük denizaltıyı hedef aldı. Amerikan güçlerinin denizde tek yönlü saldırı drone'larını ilk kez kullandığı belirtilen operasyonda, üsse ait kıyı tesislerinde de hasar meydana geldi.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz'de yeni gerilim
Saronic Corsair, ABD yapımı yüksek süratli, düşük izli bir insansız yüzey aracı olarak biliniyor. Gemisavar füzeler veya patlayıcı yük taşıyabilen araç, CENTCOM tarafından ilk kez bir taarruz operasyonunda kullanıldı. Hedef alınan denizaltı, İran Devrim Muhafızları'na ait Ghadir sınıfı küçük bir denizaltıydı. Olayın ardından bölgedeki ABD donanma unsurlarının alarm seviyesini yükselttiği, Hürmüz Boğazı çevresinde ek keşif uçuşları yapıldığı öğrenildi.
Bandar Abbas, İran'ın Basra Körfezi'ndeki en stratejik deniz üslerinden biri. Bu üs, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü açısından kilit öneme sahip. İran, geçmişte bu bölgede ABD savaş gemilerine karşı taciz edici manevralar yapmış, küçük denizaltılarını gizli operasyonlar için kullanmıştı. CENTCOM'un bu hamlesi, İran'ın denizaltı tehdidine karşı asimetrik bir karşılık olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İHA savaşında yeni dönem
Bu saldırı, insansız sistemlerin savaş alanındaki rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Ukrayna'da kara İHA'ları, Yemen'de ise deniz mayınları ve sürü drone saldırıları daha önce kullanılmıştı. Ancak ABD'nin bir deniz üssüne karşı bu ölçekte ve bu tür bir USV filosuyla operasyon düzenlemesi ilk kez yaşanıyor. Uzmanlar, bu tür araçların gelecekte Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki adacık üslerine veya Rusya'nın Karadeniz'deki limanlarına yönelik operasyonlarda da kullanılabileceğini belirtiyor.
Saldırının zamanlaması da dikkat çekici. İran ile Batı arasında nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılmasına yönelik dolaylı görüşmeler sürerken, CENTCOM'un bu operasyonla Tahran'a 'denizaltı tehdidine tolerans gösterilmeyeceği' mesajı verdiği değerlendiriliyor. İran'dan henüz resmi bir açıklama gelmezken, devlet medyası olayı 'saldırganlık' olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki deniz güvenliği politikaları açısından yakından takip edilmelidir. ABD'nin İHA ve USV'leri muharip amaçla kullanması, NATO müttefiki olarak Türkiye'nin de benzer platformlara yatırımını teşvik edebilir. Türkiye, Bayraktar TB2 ve Kızılelma gibi İHA'larla kara ve hava sahasında lider konumdayken, deniz insansız araçları konusunda henüz bu seviyede bir kabiliyete sahip değil. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerilim, enerji nakil hatlarının güvenliğini tehdit edebileceğinden, Türkiye'nin enerji maliyetleri üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Ankara, hem NATO yükümlülükleri hem de kendi milli savunma sanayii hedefleri doğrultusunda bu alandaki gelişmelere kayıtsız kalmamalıdır.