ABD'de idam cezasının yeniden yürürlüğe girmesinin üzerinden yarım asır geçti. The Marshall Project'in kapsamlı araştırması, 1972'den bu yana verilen 9.000'den fazla idam cezasını mercek altına alarak, cezanın adil ve etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını sorguluyor. Veriler, idam cezasının uygulanmasında ırk, coğrafya ve gelir düzeyine bağlı ciddi eşitsizlikler olduğunu ortaya koyuyor.
İdam Cezasının Tarihsel Arka Planı ve Yeniden Yürürlüğe Girişi
ABD'de idam cezası, 1972 yılında Yüksek Mahkeme'nin Furman v. Georgia kararıyla geçici olarak kaldırılmıştı. Mahkeme, mevcut uygulamaların keyfi ve ayrımcı olduğuna hükmetmişti. Ancak 1976'da Gregg v. Georgia kararıyla, eyaletlerin daha düzenli prosedürler geliştirmesi şartıyla idam cezasına yeniden izin verildi. O tarihten bu yana 23 eyalet ve federal hükümet idam cezasını uygulamaya devam ediyor. The Marshall Project'in analizi, bu süreçte 1.500'den fazla mahkumun idam edildiğini, ancak 9.000'den fazla kişiye idam cezası verildiğini gösteriyor. Bu cezaların önemli bir kısmı temyiz aşamasında bozuldu ya da cezalar hafifletildi.
Araştırma, idam cezasının özellikle Afrikalı-Amerikalı sanıklara orantısız bir şekilde uygulandığını ortaya koyuyor. Siyahiler, ABD nüfusunun yaklaşık %13'ünü oluşturmasına rağmen, idam cezası verilenlerin %34'ünü oluşturuyor. Ayrıca, cinayet kurbanı beyaz olan davalarda idam cezası verilme olasılığı, kurban siyahi olan davalara göre çok daha yüksek. Bu eşitsizlik, idam cezasının adalet sistemindeki derin yapısal sorunları yansıttığı yönünde eleştirilere yol açıyor.
Küresel Bağlam ve İnsan Hakları Tartışmaları
ABD, Batılı demokrasiler arasında idam cezasını uygulamaya devam eden nadir ülkelerden biri. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamı idam cezasını kaldırmış durumda ve bu ceza, AB'ye üyelik için bir ön koşul olarak kabul ediliyor. Küresel ölçekte ise idam cezası, Çin, İran, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerde yaygın olarak uygulanıyor. Uluslararası Af Örgütü, idam cezasının caydırıcılık etkisinin kanıtlanmadığını ve her zaman adli hata riski taşıdığını vurguluyor. ABD'de son 50 yılda en az 185 kişinin idam cezası altında masum olduğu kanıtlanarak serbest bırakılması, bu riskin somut bir göstergesi.
The Marshall Project'in analizi, idam cezasının uygulanmasında coğrafi farklılıkların da belirleyici olduğunu gösteriyor. Örneğin, Texas idam cezalarının neredeyse üçte birini uygularken, bazı eyaletler yıllardır tek bir idam bile gerçekleştirmedi. Bu durum, cezanın adil dağıtılmadığı ve bir kişinin yaşadığı eyalete göre aynı suçtan farklı cezalar alabileceği anlamına geliyor. İdam cezasının yüksek maliyeti de bir diğer tartışma konusu. Uzun temyiz süreçleri ve hukuki masraflar, idam cezasını müebbet hapse göre çok daha pahalı hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2004 yılında idam cezasını tamamen kaldırarak Avrupa Birliği standartlarına uyum sağlamıştı. Son yıllarda bazı siyasi çevrelerden idam cezasının geri getirilmesine yönelik çağrılar gelse de, bu cezanın uluslararası hukuk ve AB süreci açısından önemli engeller oluşturduğu biliniyor. ABD'deki uygulama, idam cezasının adalet sisteminde yarattığı eşitsizlikleri ve masum insanları cezalandırma riskini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye'nin bu deneyimi dikkate alarak, ceza adaleti sisteminde caydırıcılığı ve adaleti idam cezası olmadan sağlamanın yollarını araması, hukuk devleti ilkelerine bağlılık açısından önem taşıyor.