ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik son saldırılara misilleme olarak İran'a ait askeri hedefleri vurduğunu açıkladı. CENTCOM Sözcüsü, operasyonun “ticari deniz taşımacılığına yönelik saldırılara ağır bir bedel ödetmek” amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, saldırıların “uluslararası hukukun ihlali” olduğunu savunarak “uygun zamanda” karşılık verileceğini duyurdu. Bölgede tansiyonun yeniden yükselmesi, küresel enerji piyasalarında endişeye yol açtı. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 3 oranında yükseldi.
Gelişmenin arka planı: Tanker krizi ve tırmanan gerilim
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Son haftalarda bölgede ticari gemilere yönelik saldırılar artmıştı. Geçtiğimiz hafta, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir petrol tankerine düzenlenen insansız hava aracı saldırısında gemide hasar oluşmuş, can kaybı yaşanmamıştı. ABD, saldırıların İran tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyor. İran ise bu iddiaları reddediyor ve bölgede “dış güçlerin” istikrarsızlık yaratmak istediğini öne sürüyor. CENTCOM'un açıklamasına göre, son hava saldırıları İran'ın askeri altyapısını hedef aldı. Operasyon kapsamında füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve komuta merkezleri vuruldu. ABD, saldırılarda sivil kayıp yaşanmadığını, tüm hedeflerin askeri olduğunu vurguladı. İran ise saldırılarda bazı askeri personelin hayatını kaybettiğini duyurdu ancak sayı vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve deniz güvenliği tehdidi
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel enerji piyasalarında doğrudan etki yaratıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, bölgeden geçen günlük petrol miktarı yaklaşık 17 milyon varil. Analistler, olası bir boğaz kapatmasının petrol fiyatlarını varil başına 150 dolara kadar çıkarabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, başta Avrupa ve Asya olmak üzere petrol ithalatçısı ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin askeri müdahalesi bölgesel dengeleri de değiştirebilir. Suudi Arabistan ve BAE, ABD'nin eylemini desteklerken, Rusya ve Çin itidal çağrısı yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, “krizin askeri yollarla çözülemeyeceğini” belirterek tarafları diyaloğa davet etti. Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde acil oturum talep etti. ABD, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin askıya alındığı bir dönemde gerçekleşen bu saldırılarla, Tahran'a “bedel ödetme” mesajı verirken, İran da misilleme tehdidiyle gerilimi tırmandırma riskini alıyor. Bölgedeki ABD müttefikleri, tıpkı 2019'da yaşanan tanker krizinde olduğu gibi, deniz güvenliğini sağlamak için ortak devriye talebini yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve İran'dan karşılıyor; ancak küresel petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı ve enerji maliyetlerini yukarı çekebilir. Ayrıca Türkiye, ABD ve İran arasındaki krizde denge politikası izlemeye çalışıyor. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korurken, diğer yandan İran ile enerji ve ticaret bağlarını sürdürmek istiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede arabulucu rolü oynama çabalarını da etkileyebilir. Türk yetkililerin, tarafları sağduyuya çağırması ve diyalog kanallarını açık tutması bekleniyor.