ABD yönetimi, küresel enerji ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişini garanti altına almak için İran'dan kamuoyuna açık bir taahhüt talep ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 11 Temmuz Cumartesi günü Ummanlı mevkidaşı ile bir araya gelerek boğazdan geçen gemilerin güvenli geçişine ilişkin düzenlemeleri görüştü. Washington, yeni nükleer anlaşma müzakerelerinin bir parçası olarak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda serbest dolaşımı engellemeyeceğine dair net bir söz vermesini bekliyor.
Gelişmenin arka planı
Reuters'a konuşan diplomatik kaynaklara göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'la nükleer anlaşmaya dönüşün yanı sıra bölgesel istikrar için de Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini öncelikli konular arasında görüyor. İran, geçmişte özellikle nükleer programı nedeniyle yaptırımların arttığı dönemlerde boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. 2019'da İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine saldırması ve 2020'de İran'ın bir Güney Kore gemisine el koyması, boğazın güvenliğine ilişkin endişeleri artırmıştı.
Umman, İran'la ABD arasında gayri resmi bir arabulucu rolü üstleniyor. Arakçi'nin Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile yaptığı görüşmede, boğazdan geçişlerin deniz hukukuna uygun şekilde düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığı belirtildi. İran, boğazın uluslararası sular olduğunu vurgulasa da, kendi kıyılarına yakın bölgelerde denetim hakkını saklı tutuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Boğazın kapatılması, küresel petrol fiyatlarını anında yükseltecek ve başta Çin, Hindistan ve Japonya olmak üzere Asya ekonomilerini ciddi şekilde etkileyecek. ABD, Körfez'deki askeri varlığıyla boğazın açık kalmasını sağlamaya çalışıyor ancak İran'ın hızlı saldırı botları ve mayın döşeme kapasitesi, olası bir krizde ABD'nin müdahalesini zorlaştırabilir.
İran'ın talepleri arasında, kendi petrol ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılması da bulunuyor. Tahran, Hürmüz Boğazı'nı bir koz olarak kullanarak nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeye çalışıyor. ABD ise, İran'ın boğazı tehdit etmesinin kabul edilemez olduğunu ve bu konuda net bir taahhüt alınmazsa anlaşmanın bölgesel güvenliğe katkı sağlamayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden doğrudan etkileniyor. Boğazın kapanması, petrol fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ticareti ve Katar'dan doğal gaz ithalatı da boğaza bağımlı. Dolayısıyla Ankara, boğazın serbest ve güvenli kalmasını destekliyor. ABD-İran müzakerelerinde Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenebileceği değerlendirilse de, Ankara'nın İran'la iyi ilişkileri bu konuda bir avantaj sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin kendi boğazlarındaki Montrö rejimi ile Hürmüz arasında bir benzerlik kurulması, Ankara'nın hassasiyetlerini artırabilir.