ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 15 Kasım Cuma günü İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) depoları ile kıyı radar tesislerine yönelik hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Operasyon, bir gün önce İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisini vurmasına misilleme olarak gerçekleştirildi. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın bölgedeki saldırgan eylemlerine karşı caydırıcılık amacı taşıdığı ve uluslararası deniz ticaretinin güvenliğini sağlamayı hedeflediği belirtildi.
Saldırının arka planı: İran'ın kargo gemisi vuruşu
İran Devrim Muhafızları'na (IRGC) bağlı unsurlar, 14 Kasım Perşembe günü Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisini hedef aldı. Saldırıda geminin isabet aldığı, ancak can kaybı yaşanmadığı bildirildi. İranlı yetkililer saldırıyı doğrulamazken, CENTCOM olayı 'uluslararası deniz yollarına yönelik provokatif bir eylem' olarak nitelendirdi. Uzmanlar, Tahran'ın bu hamlesinin ABD'nin bölgedeki askeri varlığına bir yanıt olabileceğini yorumluyor.
ABD, son haftalarda Basra Körfezi'ndeki deniz devriyelerini artırmış, İran ise ABD donanmasını 'istikrarı bozmakla' suçlamıştı. CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, 'ABD kuvvetleri, müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte, İran'ın bölgedeki her türlü saldırganlığına karşı koymaya hazırdır' dedi. Saldırıda kullanılan F-16 ve F/A-18 savaş uçaklarının, Basra Körfezi'ndeki ABD uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower'dan kalktığı öğrenildi.
Bölgesel ve küresel boyut: Artan tansiyon
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir nokta. ABD'nin füze saldırıları, İran ile ABD arasında 2019'daki gerilimden bu yana en ciddi askeri karşılaşmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail, ABD'nin kararını desteklerken, Rusya ve Çin tarafları itidal çağrısı yaptı. BM Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, İran BM Daimi Temsilcisi Emir Saed İrevani, 'Bu saldırılar, egemenliğimize karşı açık bir ihlaldir ve karşılıksız kalmayacaktır' ifadelerini kullandı.
Analistler, bu operasyonun ABD'nin İran'a yönelik azami baskı politikasının askeri boyutunu yansıttığını, ancak doğrudan bir savaşa yol açmasının beklenmediğini belirtiyor. Bununla birlikte, İran'ın vekil güçler aracılığıyla Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'de misilleme yapabileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve doğalgaz ticaretine bağımlı bir ülke olarak bu gerilimden doğrudan etkilenebilir. Boğazın olası bir kapatılması, enerji fiyatlarını yükseltecek ve Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyacaktır. Ayrıca, İran ile komşuluk ilişkileri bulunan Ankara, Tahran'la olan ticari ve diplomatik bağlarına zarar vermemek için dikkatli bir politika izlemektedir. Türkiye'nin, hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.