Financial Times'ın haberine göre ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari tankerlere yönelik askeri koruma görevlerini kısıtlama kararı aldı. Bu karar, Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde İran destekli grupların artan saldırıları ve bölgede tırmanan gerilim ortamında geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yürütülen refakat görevlerinin kapsamının daraltılması, Washington'ın Orta Doğu'daki askeri varlığını gözden geçirdiği bir döneme denk geliyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yolu. ABD, uzun yıllardır bölgede deniz güvenliğini sağlamak için donanma unsurları bulunduruyor ve müttefikleriyle birlikte tankerlere refakat ediyordu. Ancak son aylarda İran'ın ele geçirdiği tankerler, insansız hava araçlarıyla yapılan saldırılar ve mayın tehditleri, ABD'nin koruma görevlerini daha riskli hale getirdi. Financial Times'a konuşan yetkililer, yeni düzenlemenin "kaynakların daha etkin kullanılması" amacı taşıdığını belirtiyor. ABD, özellikle Çin ve Hindistan gibi Asyalı alıcılara giden petrol tankerlerinin güvenliğini sağlamakta isteksiz davranıyor; zira bu ülkelerin çoğu İran'la diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdürüyor.
Karar, ABD'nin Orta Doğu'dan askeri olarak çekilme stratejisinin bir parçası olarak da okunuyor. Biden yönetimi, İran nükleer anlaşmasını canlandırma çabalarından sonuç alamayınca, bölgedeki askeri angajmanını azaltma yoluna gitti. Ancak bu adım, müttefikler arasında endişe yaratmış durumda. Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri, ABD'nin güvenlik şemsiyesinin zayıflamasından endişe ediyor. Öte yandan İran, ABD'nin bu kararını "bölgesel hegemonyanın çöküşü" olarak yorumlayabilir ve daha cesur adımlar atabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik zafiyeti, küresel enerji piyasaları için ciddi bir risk oluşturuyor. Petrol fiyatları, herhangi bir aksama durumunda hızla yükselebilir. ABD'nin koruma görevlerini sınırlaması, sigorta şirketlerinin bölgedeki tanker taşımacılığına yönelik primleri artırmasına yol açabilir. Bu da dolaylı olarak petrol maliyetlerini yükseltir. Ayrıca, bölgede artan Çin ve Rus etkisi, ABD'nin boşalttığı alanı doldurma potansiyeli taşıyor. Çin, zaten İran'la yakın ilişkilerini kullanarak Basra Körfezi'nde daha aktif bir rol oynamaya başladı. Rusya ise Suriye üzerinden bölgedeki varlığını güçlendiriyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu adımının İran'ın nükleer programını hızlandırmasına ve bölgede vekil savaşlarını tırmandırmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor. İsrail de bu gelişmeyi yakından takip ediyor; zira İran'ın Hürmüz'deki kontrolü, İsrail'in deniz ticaret yollarını tehdit edebilir. NATO içinde ise Avrupalı müttefikler, ABD'nin bölgeden çekilmesinin yaratacağı boşluğu nasıl dolduracaklarını tartışıyor. Fransa ve İngiltere, daha önce bölgeye savaş gemisi göndermişti ancak bu ülkelerin kapasitesi ABD'ninkiyle kıyaslanamaz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek ülkelerden biri. Enerji ithalatının büyük bölümünü deniz yoluyla yapan Türkiye, Basra Körfezi'ndeki güvenlik zafiyetinin petrol fiyatlarını yükseltmesi durumunda ekonomik olarak olumsuz etkilenir. Ayrıca Türkiye, İran'la uzun bir kara sınırına sahip ve bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor. ABD'nin koruma görevlerini kısıtlaması, Türkiye'nin enerji güvenliği stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ankara, aynı zamanda İran'la dengeli ilişkiler yürütürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak iş birliğini sürdürmek zorunda. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki arabulucu rolünü daha da önemli kılabilir.