ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Amos Hochstein liderliğindeki bir Amerikan heyeti, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta üst düzey yetkililerle bir araya gelerek İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki sözde “pilot bölge”den çekilme sürecini ele aldı. Görüşmeler, İsrail ile Lübnan arasında uzun süredir devam eden gerginliğin azaltılması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının uygulanması kapsamında kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Heyet, Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail’in “pilot bölge” olarak adlandırdığı alan, 2006 Lübnan Savaşı’nın ardından İsrail ile Hizbullah arasında tampon bölge işlevi gören Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) denetimindeki Litani Nehri’nin güneyinde kalan bölgeyi kapsıyor. İsrail, bu bölgeden çekilme taahhüdünü daha önce vermiş ancak güvenlik endişeleri gerekçesiyle uygulamayı ertelemişti. ABD arabuluculuğunda yapılan müzakereler, İsrail’in çekilmesi karşılığında Lübnan’ın bölgede silahlı grupların varlığını engellemesi ve Hizbullah’ın etkinliğini azaltması gibi koşulları içeriyor. Görüşmeler ayrıca, İsrail-Lübnan deniz sınırı anlaşmasının ardından kara sınırındaki uyuşmazlıkların çözümüne yönelik bir zemin oluşturmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasında 2022’de varılan tarihi deniz sınırı anlaşmasının ardından ikili ilişkilerde normalleşme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. ABD’nin aktif arabuluculuğu, Washington’un Orta Doğu’da istikrarı koruma ve İran destekli Hizbullah’ın etkisini sınırlama stratejisiyle örtüşüyor. Pilot bölge çekilmesi, aynı zamanda İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik tehditlerini azaltarak, İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme görüşmelerine de dolaylı katkı sağlayabilir. BM ve Avrupa Birliği de süreci desteklerken, İran ve Suriye’nin tepkisi yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin Lübnan-İsrail gerginliğindeki aktif rolü ve pilot bölge çekilme süreci, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Lübnan’daki istikrarı desteklemekle birlikte, İsrail ile ilişkilerinde son dönemde yaşanan yumuşamayı sürdürmek istiyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinde Lübnan’ın deniz yetki alanları ve Mavi Vatan doktrini kapsamında Türkiye’nin Kıbrıs ve Yunanistan ile olan anlaşmazlıklarında bu gelişmenin yaratacağı emsal önemli. Türkiye, ABD’nin bölgede tek taraflı adımlar atmasına karşı çıkarken, kendi arabuluculuk girişimlerini de devreye sokabilir.