Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yeniden alevlenmesiyle birlikte, Amerikan kamuoyunun neredeyse yarısı İran'la olası bir savaşın bir yıl veya daha uzun süreceğini düşünüyor. The Economist ve YouGov tarafından yapılan son ankete göre, katılımcıların yüzde 46'sı çatışmanın 'bir yıl veya daha uzun' süreceğini belirtirken, aynı orandaki bir başka grup savaşın üç aydan kısa süreceğini ifade etti. Ankete katılanların yalnızca yüzde 8'i ise çatışmanın altı ay ile bir yıl arasında süreceğini öngördü. Bu sonuçlar, Amerikan halkının İran konusunda derin bir kutuplaşma içinde olduğunu ve uzun süreli bir çatışmaya hazırlıklı olduklarını gösteriyor.
Gerilimin arka planı ve anket detayları
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, son haftalarda artan askeri hareketlilik ve diplomatik gerilimlerle yeniden gergin bir döneme girdi. ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki milis güçlerine verdiği desteği ve nükleer programına ilişkin endişelerini sık sık dile getirirken, Tahran da Washington'u yaptırımlar ve askeri tehditlerle suçluyor. Bu ortamda, The Economist/YouGov anketi Amerikan halkının savaşın süresine ilişkin beklentilerini ortaya koydu. Anket, 1-3 Mart tarihleri arasında 1.500 ABD'li yetişkinle çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Sonuçlar, katılımcıların savaşın süresine dair net bir fikir birliğine sahip olmadığını, ancak önemli bir kesimin uzun vadeli bir çatışma öngördüğünü gösteriyor.
Anket ayrıca, Amerikalıların yüzde 54'ünün ABD'nin İran'a karşı askeri güç kullanmasını desteklediğini, yüzde 46'sının ise karşı çıktığını ortaya koydu. Parti bazında ise Cumhuriyetçilerin yüzde 72'si, Demokratların ise yüzde 38'i askeri müdahaleye destek veriyor. Bu, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın dış politika konularında da belirgin olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, uzun süreli bir savaşın ABD ekonomisi ve küresel enerji piyasaları üzerinde ciddi etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'la olası bir savaş, sadece ABD ve İran arasında sınırlı kalmayacak, bölgesel güçleri de doğrudan etkileyecek. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Türkiye gibi ülkeler, çatışmanın seyrine göre pozisyon almak zorunda kalabilir. Ayrıca, Irak ve Suriye gibi İran'ın nüfuz alanında bulunan ülkelerdeki istikrar daha da kırılgan hale gelebilir. Küresel ölçekte ise, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının kesintiye uğraması riski, dünya enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açabilir. Uzmanlar, bu tür bir çatışmanın Orta Doğu'yu uzun yıllar etkileyecek bir kaosa sürükleyebileceği konusunda uyarıyor.
Ankete göre, Amerikalıların yüzde 45'i İran'ın ABD'ye karşı doğrudan bir askeri tehdit oluşturduğuna inanırken, yüzde 42'si bu görüşe katılmıyor. Bu, kamuoyunun tehdit algısında da bölünmüş olduğunu gösteriyor. ABD yönetimi, İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını sürdürürken, Tahran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak karşılık veriyor. Bu kısır döngü, diplomatik çözüm umutlarını giderek azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve enerji ihtiyacı nedeniyle İran'la olası bir savaştan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Çatışma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir; zira İran ve Irak, Türkiye'nin önemli petrol ve doğalgaz tedarikçileri arasında. Ayrıca, savaşın Irak ve Suriye'ye sıçraması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir mülteci dalgasına ve terör tehdidinin artmasına neden olabilir. Türk dış politikası, bu krizde hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de komşusu İran'la olan ekonomik ve diplomatik bağlarını dengelemek zorunda kalacak. Ankara, bölgesel istikrarı korumak için diplomatik girişimlerini artırmalı ve olası bir çatışmanın Türkiye'ye etkilerini en aza indirecek önlemleri şimdiden planlamalıdır.