ABD'de haziran ayına ilişkin tarım dışı istihdam verilerinin, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) şahin duruşuyla birleşerek piyasalarda faiz artırımı bahislerini güçlendirmesi bekleniyor. FOMC'nin haziran toplantısında aldığı kararlar ve Başkan Kevin Warsh'ın basın toplantısındaki açıklamaları, yakın vadede bir faiz artırımı olasılığını artırdı. Bank of America'nın ABD Ekonomi Başkanı Aditya Bhave, Fed'in izleyeceği yol haritasına ve 2026 yılının kalanına ilişkin faiz görünümüne dair değerlendirmelerde bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
FOMC'nin haziran toplantısında yayımlanan projeksiyonlar, üyelerin çoğunun bu yıl içinde en az bir faiz artırımını uygun gördüğünü ortaya koydu. Başkan Warsh, enflasyonun hedefe dönüşünün yavaşladığını ve işgücü piyasasındaki sıkı koşulların devam ettiğini vurgulayarak, daha fazla sıkılaştırma için kapıyı açık bıraktı. Bu söylem, yatırımcıların haziran istihdam raporuna odaklanmasına neden oldu. Piyasalar, eylül ayında bir faiz artırımı olasılığını yüzde 45 seviyesinde fiyatlarken, güçlü bir istihdam verisinin bu olasılığı yüzde 60'ın üzerine taşıyabileceği belirtiliyor.
Bank of America'nın ABD Ekonomi Başkanı Aditya Bhave, Bloomberg'e yaptığı açıklamada, "FOMC'nin son toplantısındaki ton değişikliği oldukça belirgindi. Warsh, verilere bağlı bir yaklaşım benimsiyor ancak aynı zamanda enflasyon riskine karşı hazırlıklı olduğunu da hissettiriyor. Haziran tarım dışı istihdam verisi, ücret artışları ve işgücüne katılım oranı gibi alt kalemlerle birlikte değerlendirilecek. Güçlü bir rapor, eylül adımını neredeyse kesinleştirebilir" ifadelerini kullandı.
Ekonomistler, haziran ayında 200 bin ila 250 bin arasında yeni istihdam yaratılmasını bekliyor. Bu rakam, son aylarda 300 bin civarında gerçekleşen güçlü artışların biraz altında kalsa da, işgücü piyasasının hala sıcak olduğu anlamına geliyor. İşsizlik oranının yüzde 3,7'de sabit kalması, saatlik kazançlarda ise yıllık bazda yüzde 4,3 artış bekleniyor. Ücret enflasyonundaki bu katılık, Fed için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fed'in faiz artırım döngüsü, yalnızca ABD ekonomisini değil, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere küresel piyasaları da yakından etkiliyor. Daha yüksek ABD faiz oranları, doların değer kazanmasına ve sermayenin gelişmiş ülkelere yönelmesine neden olurken, gelişen ülkelerde para birimi baskısı ve borçlanma maliyetlerinde artışa yol açıyor. Özellikle yüksek dış borçlu ülkeler, dolar cinsinden borç ödemelerinde zorlanabilir. Ayrıca, Fed'in sıkılaşması, küresel talebi yavaşlatarak emtia fiyatlarını aşağı çekebilir. Bu durum, enerji ve hammadde ithal eden ülkeler için olumlu olsa da, ihracatçı ülkelerin gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Avrupa Merkez Bankası ve diğer merkez bankaları da benzer bir sıkılaşma döngüsünde olduğundan, küresel faiz ortamının yükseliş eğilimi devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımı beklentileri, Türkiye ekonomisi için çeşitli riskler barındırıyor. Doların küresel çapta değer kazanması, Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir ve cari açığın finansmanını zorlaştırabilir. Ayrıca, yüksek ABD faizleri, Türkiye'nin döviz rezervlerini yönetme ve enflasyonla mücadele politikalarını karmaşıklaştırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ihracat pazarlarında ABD talebinin yavaşlaması, büyüme beklentilerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin para ve maliye politikalarında ihtiyatlı duruşunu sürdürmesi, olası sermaye çıkışlarına karşı rezervlerini güçlendirmesi önem arz ediyor.