ABD Hazine Bakanlığı, pazartesi günü İran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere ve şirketlere uygulayabileceği ikincil yaptırımların kapsamını genişletmeye hazırlanıyor. Reuters'ın aktardığına göre, Trump yönetimi, Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmak amacıyla bu adımı atmayı planlıyor. Yeni düzenleme, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım rejimini önemli ölçüde güçlendirecek ve uluslararası şirketleri İran ile iş yapmaktan daha fazla caydıracak bir nitelik taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Hazine Bakanlığı'nın genişletme kararı, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu politika çerçevesinde, ABD, İran'ın nükleer programı, balistik füze çalışmaları ve bölgedeki vekil güçlere verdiği destek nedeniyle Tahran yönetimine yönelik yaptırımları sürekli olarak artırıyor. İkincil yaptırımlar, ABD ile doğrudan bağlantısı olmayan, ancak İran ile ticaret yapan üçüncü ülke şirketlerini ve ülkeleri hedef alıyor. Bu kapsamda, İran'dan ham petrol satın alan ülkeler, İran Merkez Bankası ile işlem yapan finans kuruluşları ve İran'ın enerji sektörüne yatırım yapan firmalar yaptırım riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Uzmanlara göre, genişletilecek kapsam, İran'ın petrol ihracatını daha da azaltmayı ve ülkeyi diplomatik olarak köşeye sıkıştırmayı amaçlıyor. Özellikle, İran'ın ham petrol ihracatının büyük bir kısmını satın alan Çin gibi ülkelerin, bu yaptırımlardan doğrudan etkilenmesi bekleniyor. Çin, ABD'nin yaptırımlarına rağmen İran'dan petrol alımını sürdürüyor ve bu durum Washington ile Pekin arasında gerginliğe neden oluyor.
ABD yetkilileri, yeni düzenlemenin ayrıntılarını henüz kamuoyuyla paylaşmadı, ancak kaynaklar, kapsamın genişletilmesinin özellikle İran'ın petrokimya sektörü ve liman işletmeleri gibi alanları hedef alacağını öne sürüyor. Ayrıca, İran'ın insansız hava aracı (İHA) programına ve bölgedeki milis gruplara verdiği desteğin de yaptırımların kapsamına alınabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'a yönelik yaptırımların genişletilmesi, Orta Doğu'da tansiyonun yükselmesine neden olabilir. İran, ekonomik baskıya karşı koymak için bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapabileceği sinyallerini veriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda güvenliği tehdit etme olasılığı, küresel petrol fiyatlarını etkileyebilecek bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. İran, geçmişte bu boğazı kapatmakla tehdit etmiş ve bu durum uluslararası piyasalarda dalgalanmalara yol açmıştı.
ABD ile İran arasındaki gerginlik, Avrupa Birliği'ni de zor durumda bırakıyor. AB, 2015 İran nükleer anlaşmasına (JCPOA) bağlılığını sürdürürken, ABD'nin yaptırımları nedeniyle Avrupalı şirketler İran ile ticaret yapmakta zorlanıyor. AB, INSTEX adlı özel bir ödeme mekanizması kurarak İran ile ticareti sürdürmeye çalışıyor, ancak bu mekanizma henüz beklenen etkiyi yaratamadı.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik çözüm arayışlarını da olumsuz etkileyebileceği görüşünde. İran, yaptırımların artması durumunda nükleer faaliyetlerini hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor. Tahran yönetimi, uranyum zenginleştirme oranını artırarak ve gelişmiş santrifüjler kullanarak anlaşma kapsamındaki taahhütlerinden vazgeçebileceğini ifade ediyor.
Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında da endişe yaratıyor. İran'ın petrol ihracatının daha da düşmesi, arz sıkıntısına yol açabilir ve petrol fiyatlarını yukarı çekebilir. Özellikle, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması, Çin ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçısı ülkeleri alternatif kaynak arayışına itebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile güçlü ticari ve enerji bağlarına sahip olması nedeniyle ABD'nin genişleteceği ikincil yaptırımlardan doğrudan etkilenebilir. Ankara, İran'dan doğal gaz ithal ediyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi önemli bir düzeyde. ABD'nin yaptırımları, Türk şirketlerinin İran ile iş yapmasını zorlaştırabilir ve Türkiye'yi enerji arz güvenliği açısından risk altına sokabilir. Türkiye, ABD'nin yaptırımlarına karşı çıkarken, İran ile ticaretini sürdürebilmek için alternatif ödeme yolları arayışında. Ancak, bu durum Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerginlik kaynağı olabilir. Türkiye'nin bu süreçte hem yaptırımlardan kaçınma hem de enerji ihtiyacını karşılama arasında denge kurması gerekiyor.