ABD yönetimi, teknoloji şirketlerinin yoğun kullandığı H-1B vize türü için 103 bin 265 dolar ücret talep edilmesini öngören yeni bir düzenlemeyi resmen önerdi. Bu adım, daha önce mahkemelerce sorgulanan geçici bir kuralın kalıcı hale getirilmesini hedefliyor. Öneri, özellikle Silikon Vadisi ve büyük teknoloji firmaları başta olmak üzere iş dünyasında geniş yankı uyandırdı. Söz konusu ücret, mevcut H-1B başvuru ücretinin oldukça üzerinde olup, başvuru sahipleri ve işverenler için ciddi bir mali yük anlamına geliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Çalışma Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan öneri, H-1B vize programına yönelik en kapsamlı ücret artışlarından birini içeriyor. Resmi Gazete'de yayımlanan taslağa göre, standart H-1B başvuru ücreti 460 dolardan 780 dolara çıkarılırken, 'yüksek ücretli' olarak tanımlanan başvurular için 4 bin 500 dolarlık ek bir ücret daha eklenecek. Ancak asıl dikkat çeken, işverenlerin her bir başvuru için ödemesi gereken 103 bin 265 dolarlık 'eğitim ve iş gücü geliştirme' fonu katkısı oldu.
Bu düzenleme, esasen 2020 yılında dönemin Başkanı Donald Trump tarafından çıkarılan bir yürütme emrinin devamı niteliğinde. Söz konusu geçici kural, federal mahkemelerde açılan davalarla engellenmiş ve uygulanması durdurulmuştu. Şimdi yönetim, bu kuralı kalıcı mevzuata dönüştürerek hukuki itirazları bertaraf etmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, bu hamlenin asıl olarak Amerikan iş gücü piyasasını korumak ve şirketleri yerli işçi istihdam etmeye teşvik etmek amacı taşıdığını belirtiyor.
Öneriye yönelik 60 günlük kamu yorum süreci başlatıldı. Teknoloji devleri ve göçmen hakları savunucuları, bu artışın yenilikçiliği engelleyeceğini ve ABD'ye yetenekli iş gücü akışını azaltacağını savunuyor. Öte yandan, sendikalar ve bazı Amerikalı işçi grupları ise bu adımı yerli işçilerin korunması adına olumlu karşılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
H-1B programı, özellikle Hindistan ve Çin gibi ülkelerden gelen yüksek nitelikli çalışanlar için kritik öneme sahip. Hindistan vatandaşları, son yıllarda H-1B vizelerinin yaklaşık %70'ini alıyor. Bu nedenle ücret artışı, Hindistan'ın teknoloji sektörünü doğrudan etkileyecek ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Benzer şekilde, Çinli mühendis ve yazılımcıların da yoğun şekilde kullandığı bu vize türü, küresel yetenek hareketliliğini yavaşlatabilir.
Uzmanlar, bu düzenlemenin ABD ekonomisinin uluslararası rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle teknoloji alanında küresel bir 'yetenek savaşı' yaşanırken, ABD'nin bu tür kısıtlayıcı politikalarının, yetenekli iş gücünü Kanada, Almanya ve Singapur gibi ülkelere yönlendirebileceği belirtiliyor. Ayrıca, bu adımın ABD-Çin ve ABD-Hindistan arasındaki ticaret müzakerelerinde de yeni bir pazarlık konusu olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu düzenlemenin Türkiye'ye doğrudan yansıması sınırlı görünmekle birlikte, dolaylı etkileri olabilir. Türkiye'den ABD'ye yazılım, mühendislik ve sağlık alanlarında çalışmak üzere giden profesyonel sayısı her yıl artıyor. Artan vize ücretleri, bu profesyonellerin ABD'ye yerleşme maliyetlerini yükseltebilir ve Türk beyin göçünün yönünü Kanada veya Avrupa Birliği gibi alternatiflere kaydırabilir. Ayrıca, ABD'de faaliyet gösteren Türk teknoloji şirketleri ve girişimcileri de bu durumdan etkilenebilir. Küresel ölçekte ise, bu tür kısıtlayıcı göç politikalarının Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkelerden yetenek akışını azaltacağı, bu ülkelerin kalkınma süreçlerini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.