Wall Street'te son haftalarda yaşanan tarihi yükseliş trendi, beklentilerin üzerinde gelen istihdam verilerinin ardından sert bir şekilde tersine döndü. Hisse senetleri ve tahviller, güçlü işgücü piyasası verilerinin Federal Rezerv'in (Fed) bir sonraki faiz hamlesinin faiz indirimi değil, artırım yönünde olabileceği yönündeki spekülasyonları körüklemesiyle birlikte değer kaybetti. ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı tarım dışı istihdam verisi, ekonominin beklenenden daha hızlı istihdam yarattığını gösterirken, bu durum Fed'in enflasyonla mücadelede daha şahin bir duruş sergilemesi gerektiği algısını güçlendirdi. Piyasalar, yılın başında faiz indirimi beklentileriyle yükselişe geçmiş olsa da, gelen veriler bu iyimserliği sorgulamaya itiyor.
Fed'in faiz kararına yönelik piyasa beklentileri değişiyor
ABD'de son dönemde açıklanan veriler, işgücü piyasasının hâlâ oldukça sıcak olduğunu ve enflasyonist baskıların devam ettiğini ortaya koyuyor. Tarım dışı istihdam, aylık bazda 250 bin kişi artarak piyasa beklentilerini aşarken, işsizlik oranı yüzde 3,7 ile düşük seviyesini korudu. Saatlik kazançlardaki artış da yıllık bazda yüzde 4,4 ile yüksek sevviyelerde seyrediyor. Bu veriler, Fed'in faiz oranlarını mevcut seviyelerde tutmak yerine daha da yükseltmek zorunda kalabileceği endişesini beraberinde getirdi. Piyasalar, yılın ilk çeyreğinde Fed'in faiz indirimine gideceği beklentisini fiyatlarken, şimdi bu beklenti hızla değişiyor. Tahvil faizleri yükselirken, hisse senedi piyasalarında da satış baskısı artıyor. S&P 500 endeksi, son dört haftadır süren yükselişine ara verirken, Dow Jones ve Nasdaq endeksleri de değer kaybetti. Bu durum, yatırımcıların risk iştahını azaltarak güvenli limanlara yönelmesine neden oluyor.
Charles Schwab Merkezi Finansal Araştırmalar Makro Araştırma ve Strateji Başkanı Kevin Gordon, piyasalardaki dalgalanmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İstihdam verileri ekonominin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Bu durum, Fed'in faiz indirimi yapmasını zorlaştırıyor. Aksine, eğer enflasyon yeniden yükselişe geçerse, Fed faiz artırmak zorunda kalabilir. Piyasalar bu gerçeği fiyatlamaya başladı" ifadelerini kullandı. Gordon, yatırımcıların bu yeni veriler ışığında portföylerini yeniden yapılandırması gerektiğini belirtti.
Küresel piyasalara olası yansımaları
Fed'in faiz politikası yalnızca ABD piyasalarını değil, küresel finansal sistem üzerinde de önemli bir etkiye sahip. ABD faiz oranlarındaki bir artış, gelişen piyasalardan sermaye çıkışına yol açarak bu ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesine ve borçlanma maliyetlerinin artmasına neden olabiliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler, Fed'in şahin duruşundan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. ABD faizlerinin yükselmesi, doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına yol açarak, TL gibi para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının azalması, gelişen piyasalara yönelik fon akışını olumsuz etkileyebilir. Avrupa ve Asya borsalarında da ABD'deki bu gelişmelere bağlı olarak satış baskısı görülebilir. Özellikle ihracata dayalı büyüme modeli izleyen ekonomiler, ABD talebindeki yavaşlama veya dolardaki güçlenme nedeniyle zorluklarla karşılaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de güçlü istihdam verisinin ardından Fed'in faiz artırma ihtimalinin yükselmesi, Türkiye ekonomisi için de önemli sonuçlar doğurabilir. Yüksek ABD faizleri, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Ayrıca, küresel likiditenin daralması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını daha maliyetli hale getirebilir. Öte yandan, güçlü ABD ekonomisi Türk ihracatçıları için olumlu bir talep ortamı sunabilir. Ancak, Fed'in şahin duruşu ve küresel risk iştahındaki azalma, Türkiye'nin mevcut ekonomik dengeleri üzerinde dikkatle izlenmesi gereken ek riskler yaratmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve gerektiğinde ek politika adımları atması beklenebilir.