ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), Kongre üyelerinin gözaltı merkezlerine yapacakları denetim ziyaretlerinde tutuklularla birebir görüşmelerini önceden izne tabi kılan yeni bir iç düzenleme yürürlüğe koydu. Ajansın Salı günü duyurduğu bu politika değişikliği, Kongre üyelerinin gözetim ve denetim yetkisini fiilen sınırlandırırken, insan hakları örgütleri ve Demokrat milletvekillerinden sert tepki aldı. Yeni kurallara göre, bir Kongre üyesi gözaltı merkezini ziyaret etmek istediğinde, en az iki iş günü önceden ICE’nin merkez ofisine başvuruda bulunacak; ziyaretin amacı, süresi ve hangi tutuklularla görüşüleceği ayrıntılı olarak bildirilecek. ICE, bu adımı “güvenlik ve operasyonel tutarlılık” gerekçesiyle savunurken, eleştirmenler bunun şeffaflığı ortadan kaldırdığını ve gözaltı koşullarına dair bağımsız denetimi baltaladığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Denetim Yetkisinin Sınırlandırılması
ICE’nin yeni politikası, özellikle son yıllarda artan gözaltı merkezi skandalları ve kötü muamele iddiaları gölgesinde geldi. 2021’de Teksas’taki bir ICE tesisinde kadın tutuklulara yönelik jinekolojik operasyonlar ve 2023’te Georgia’daki bir merkezde hijyen koşullarının “insanlık dışı” seviyede olduğu tespit edilmişti. Kongre üyelerinin bu tür tesislere sürpriz ziyaretler düzenlemesi, uzun süredir sorunları gün yüzüne çıkarmada kritik bir rol oynuyordu. Örneğin, 2022’de Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in New Jersey’deki bir ICE merkezine habersiz düzenlediği baskın ziyaret, tutukluların hücrelerde aşırı kalabalık koşullarda tutulduğunu ortaya çıkarmıştı.
Yeni düzenleme, bu tür habersiz denetimleri imkânsız hale getiriyor. Ziyaret taleplerinin değerlendirilmesi için ICE’ye 48 saat süre tanınması, ajansın ziyaret öncesinde tesisin koşullarını “düzenlemesine” ve tutukluların Kongre üyeleriyle konuşmasını engellemek için çeşitli önlemler almasına olanak sağlayabilir. Ayrıca, Kongre üyeleri artık gözaltı merkezinde çalışan personelle de doğrudan temas kuramayacak; tüm iletişim ICE sözcüleri üzerinden yürütülecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD İç Politikasında Yeni Bir Kırılma
Bu politika değişikliği, ABD’de göçmenlik politikalarının giderek daha fazla kutuplaştığı bir dönemde yaşanıyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyaletlerde sınır güvenliği ve yasadışı göçle mücadele ön plandayken, Demokratlar insan hakları ve düzensiz göçmenlerin koşullarına odaklanıyor. ICE’nin yeni kuralı, Kongre’nin yürütme organı üzerindeki denetim yetkisini zayıflatarak kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle hukuki itirazlarla karşı karşıya kalabilir. Bazı hukukçular, bu düzenlemenin ABD Anayasası’nın denetim ve gözetim hükümlerini ihlal ettiğini savunuyor.
Küresel ölçekte ise, ABD’deki göçmenlik politikalarının daha da sertleşmesi, uluslararası toplumda insan hakları endişelerini artırıyor. Birleşmiş Milletler ve sivil toplum örgütleri, ABD’yi gözaltı koşullarında uluslararası standartlara uymaya çağırırken, ICE’nin bu hamlesi şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından geri adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle Latin Amerika ülkeleri, bu tür politikaların kendi vatandaşlarının ABD’de maruz kaldığı muameleyi daha da kötüleştireceğinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile göçmenlik alanında doğrudan bir iş birliği olmamakla birlikte, bu gelişme küresel göç yönetimi ve insan hakları politikaları bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve göçmenlerin hukuki statüsü, barınma koşulları ve temel haklara erişimi konularında uluslararası denetim mekanizmalarının şeffaflığına ihtiyaç duyuyor. ABD’deki bu tür kısıtlayıcı uygulamalar, uluslararası alanda göçmen haklarının korunmasına yönelik standartların zayıflamasına yol açabilir. Türkiye’nin, ABD ile ilişkilerinde göçmenlik politikalarında insan hakları odaklı bir yaklaşımı desteklemesi, hem kendi iç politikası hem de küresel itibarı açısından faydalı olacaktır.