ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), ülkeye yasal olmayan yollardan giren veya vize işlemleri dışında kalan göçmenleri kapsayan yeni bir kayıt zorunluluğu getiriyor. DHS'nin yayımladığı kural, 2025 yılında başlatılan sistemi önemli ölçüde genişleterek milyonlarca kişinin bu kapsama girmesine yol açabilir. Yeni düzenleme, ABD'deki göçmenlik sisteminde köklü bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.
Yeni kural ne getiriyor?
DHS'nin yeni kuralı, daha önce yalnızca sınır geçişlerinde veya vize başvurularında kaydedilen göçmenlerin yanı sıra, ülkede halihazırda bulunan ancak resmi kayıt sistemine dahil olmayan kişileri de hedef alıyor. Kurala göre, 18 yaş ve üzeri tüm göçmenler, parmak izi vermek ve kimlik bilgilerini güncellemek zorunda olacak. Uygulamanın amacı, göçmenlerin takibini kolaylaştırmak ve ulusal güvenliği artırmak olarak açıklanıyor.
DHS yetkilileri, bu adımın yasadışı göçle mücadelede yeni bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, uygulamanın göçmen topluluklarında korku ve belirsizlik yarattığını ifade ediyor. Yeni kayıt zorunluluğu, özellikle uzun süredir ABD'de bulunan ancak yasal statüsü olmayan kişiler için büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu hamlesi, küresel göç hareketleri üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Uzmanlar, uygulamanın Meksika ve Orta Amerika ülkelerinden gelen göç dalgalarını azaltmak için tasarlandığını, ancak Asya ve Afrika'dan gelen göçmenleri de etkileyeceğini belirtiyor. Özellikle 2025'te başlatılan sistemin başarısı, bu yeni kuralın hayata geçirilmesinde kritik rol oynadı.
Küresel ölçekte, ABD'nin bu politikası diğer ülkeler tarafından da örnek alınabilir. Avrupa Birliği ve Avustralya gibi benzer göçmenlik sorunlarıyla karşı karşıya olan ülkeler, ABD'nin uygulamalarını yakından takip ediyor. Bununla birlikte, insan hakları örgütleri, toplu kayıt uygulamalarının ayrımcılığa yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bu yeni düzenlemesi, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, küresel göç politikaları açısından önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yaparken, ABD'nin sıkı kayıt uygulamaları, uluslararası göç yönetiminde yeni bir trendin habercisi olabilir. Türkiye'nin kendi göçmen kayıt sistemini güncellemesi veya ABD ile veri paylaşımı konusunda işbirliği yapması gündeme gelebilir. Ayrıca, Türkiye'den ABD'ye yönelik düzensiz göçün azalması, iki ülke arasındaki göçmenlik ilişkilerini şekillendirebilir.