ABD'de federal hükümetin, göçmen çocuklara hukuki yardım sağlayan kar amacı gütmeyen kuruluşlara verdiği sözleşmenin sona ermesi, ülke genelinde 90 kuruluşu etkileyecek ve 24 binden fazla göçmen çocuğun yasal temsil hakkını kaybetmesine yol açacak. Bu durum, ABD'nin göçmenlik sisteminde zaten kırılgan olan çocukların korunmasına yönelik ciddi bir darbe olarak değerlendiriliyor. Sözleşmenin bitmesiyle birlikte, bu çocukların çoğu, mahkemelerde kendilerini temsil edecek bir avukat bulamayacak ve bu da sığınma başvurularının reddedilme riskini önemli ölçüde artıracak.
Gelişmenin Arka Planı
Federal hükümet ile bu kuruluşlar arasındaki sözleşme, 2024 yılı sonunda sona erdi. Bu sözleşme kapsamında, göçmen çocuklara ücretsiz hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti veren kuruluşlar, her yıl binlerce çocuğun sığınma sürecini yürütmesine yardımcı oluyordu. Ancak, sözleşmenin yenilenmemesi, bu hizmetin finansmanının durması anlamına geliyor. Bu durum, özellikle Meksika sınırından gelen refakatsiz çocukların sayısındaki artış göz önüne alındığında, daha da kritik bir hale geliyor. 2023 mali yılında, ABD Sınır Devriyesi tarafından yakalanan refakatsiz çocuk sayısı 130 binin üzerindeydi. Bu çocukların çoğu, yasal süreçte kendilerini temsil edecek bir avukata erişim sağlayamıyor.
Hukuki temsilin olmaması, göçmen çocukların sığınma başvurularının sonuçlarını doğrudan etkiliyor. Araştırmalar, avukatı olan çocukların sığınma alma olasılığının, avukatı olmayanlara göre çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2021 yılında Syracuse Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, avukatı olan göçmen çocukların sığınma başvurularının %90'ının kabul edildiğini, avukatı olmayanların ise sadece %10'unun kabul edildiğini ortaya koydu. Bu nedenle, sözleşmenin sona ermesi, bu çocukların geleceğini olumsuz etkileyecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD'yi değil, aynı zamanda Orta Amerika ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Göçmen çocukların büyük bir kısmı El Salvador, Guatemala ve Honduras gibi ülkelerden geliyor. Bu ülkelerdeki şiddet, yoksulluk ve siyasi istikrarsızlık, çocukların ABD'ye göç etmesine neden oluyor. ABD'nin bu çocuklara hukuki temsil sağlamaması, onların geri gönderilme riskini artırırken, bu durum aynı zamanda insan hakları örgütlerinin de tepkisini çekiyor.
Uluslararası göç örgütleri ve insan hakları savunucuları, ABD'nin bu kararının, göçmen çocukların korunmasına yönelik uluslararası yükümlülüklerle çeliştiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), göçmen çocukların hukuki temsil hakkının evrensel bir hak olduğunu vurguluyor. Bu gelişme, ABD'nin göç politikalarının sadece ulusal sınırları etkilemediğini, aynı zamanda küresel insan hakları normlarını da zedelediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, göçmen hakları ve hukuki temsil konusundaki küresel eğilimler açısından önemli bir gösterge. Türkiye, son yıllarda Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bu kapsamda, göçmenlerin hukuki temsil hakkına erişimi, Türkiye'nin de üzerinde durduğu bir konu. ABD'de yaşanan bu gelişme, göçmen çocukların korunmasına yönelik politikaların finansmanının kesilmesinin yaratabileceği olumsuz sonuçları gözler önüne seriyor. Türkiye, kendi göçmen politikalarını şekillendirirken, bu tür uluslararası deneyimlerden ders çıkarabilir ve göçmen çocukların hukuki temsiline yönelik sürdürülebilir çözümler geliştirebilir. Ayrıca, bu durum, uluslararası toplumun göçmen hakları konusundaki duyarlılığını artırmasına da katkı sağlayabilir.