New Jersey’deki Delaney Hall göçmenlik gözaltı merkezinde tutulan yaklaşık 40 kadın, erkek mahkumların başlattığı açlık ve iş grevine katıldıklarını duyurdu. Aktivizlerin aktardığına göre kadınlar, taleplerinin “temel insan haklarına dayandığını” belirterek gözaltı koşullarının iyileştirilmesini, keyfi tutuklamalara son verilmesini ve adil yargılanma hakkının tanınmasını istiyor. Delaney Hall, ICE’in (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) en tartışmalı tesislerinden biri olarak biliniyor. Gözaltı merkezinde daha önce de benzer eylemler düzenlenmiş, ancak kadınların greve katılması ilk kez bu kadar geniş çaplı gerçekleşiyor. Grevciler, sağlıksız yaşam koşulları, yetersiz tıbbi bakım ve ailelerinden ayrı kalma gibi sorunlara dikkat çekiyor. Ayrıca, hızlı sınır dışı işlemlerine karşı hukuki destek talep ediyorlar.
Delaney Hall’da Yaşananlar ve Arka Plan
Delaney Hall, ICE’in özel sektörle işbirliğiyle işlettiği göçmenlik gözaltı merkezlerinden biridir. Tesis, insan hakları örgütleri tarafından sık sık eleştirilmektedir. 2020’de yayımlanan bir raporda, mahkumların aşırı kalabalık koşullarda tutulduğu, temiz su ve gıdaya erişim sorunları yaşadığı ve psikolojik desteğin yetersiz olduğu belirtilmiştir. İçerideki grev, 200’den fazla erkek mahkumun katıldığı bir eylemle başlamış; ardından kadınlar da taleplerine destek vermek için greve katıldıklarını açıklamıştır. Grevciler, 11 maddelik bir talep listesi yayınlamıştır. Bu talepler arasında, her mahkuma günde en az bir saat telefon ve internet erişimi sağlanması, avukat ziyaret saatlerinin artırılması ve gözaltı süresinin 180 günle sınırlandırılması yer almaktadır. ICE yetkilileri, grevle ilgili açıklama yapmaktan kaçınırken, tesisin standart prosedürlere uygun şekilde işletildiğini iddia etmektedir. Ancak insan hakları savunucuları, COVID-19 salgını sırasında tesiste yaşanan salgınları ve yetersiz hijyen koşullarını hatırlatarak ICE’i sert bir dille eleştirmiştir.
Küresel Göçmenlik Politikaları ve İnsan Hakları Boyutu
Bu olay, ABD’nin göçmenlik politikalarının insan hakları perspektifinden sorgulanmasına yol açmıştır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Af Örgütü, Delaney Hall’daki koşulların uluslararası standartların altında olduğunu belirtmektedir. Özellikle kadın göçmenler, sığınma başvuruları sırasında ayrımcılığa ve cinsel istismara maruz kalma riskiyle karşı karşıyadır. Grev, ABD’deki göçmenlik reformu tartışmalarını yeniden alevlendirmiştir. Demokrat Partili bazı senatörler, ICE’in bütçesinin azaltılması ve özel gözaltı merkezlerinin kapatılması için yasa teklifi sunmuştur. Cumhuriyetçiler ise sınır güvenliğinin zayıflayacağı gerekçesiyle bu tür adımlara karşı çıkmaktadır. Küresel ölçekte, benzer göçmenlik kampları Avrupa’da (örneğin Yunanistan’daki Moria kampı) ve Avustralya’nın Pasifik Adaları’ndaki merkezlerinde de bulunmaktadır. Bu kamplar, insan hakları ihlalleri ve uzun süreli belirsizlik nedeniyle eleştirilmektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye iç savaşı sonrası milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparken göçmenlik politikalarıyla uluslararası gündemde yer almıştır. Delaney Hall’daki grev, benzer şekilde Türkiye’deki geçici barınma merkezlerinde yaşayan mültecilerin koşullarının da gündeme gelmesine neden olabilir. AB’nin Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşması kapsamında, Türkiye’deki sığınmacıların hakları ve entegrasyonu sık sık tartışma konusudur. Bu haber, uluslararası toplumun göçmenlik kamplarına yönelik insan hakları odaklı reform taleplerini güçlendirebilir. Türkiye, AB sınırları içinde olmasa da, göç yönetimi konusunda benzer eleştirilerle karşılaşabileceğinden, bu gelişmeyi dikkate alması gerekebilir. Ayrıca, ABD’deki reform tartışmaları, küresel göç politikalarının şekillenmesinde etkili olacaktır.