ABD'de düşük gelirli ailelere gıda yardımı sağlayan Supplemental Nutrition Assistance Program (SNAP) kapsamındaki faydalanıcı sayısı, son bir yılda bazı eyaletlerde çift haneli oranlarda azaldı. Federal verilere göre, ülke genelinde SNAP alan kişi sayısı Mart 2023'ten Mart 2024'e kadar olan dönemde yaklaşık yüzde 8 oranında düşüş gösterdi. Bu düşüş, özellikle pandemi döneminde genişletilen yardımların sona ermesi ve istihdamdaki toparlanmanın etkisiyle gerçekleşti.
Eyalet Bazında Farklılıklar Dikkat Çekiyor
Yeni yayımlanan bir harita, SNAP katılımcı sayısındaki en keskin düşüşlerin yaşandığı eyaletleri gözler önüne seriyor. En büyük düşüş yüzde 17,2 ile Utah'ta kaydedilirken, onu yüzde 14,5 ile Idaho ve yüzde 13,8 ile Nevada takip etti. Florida'da düşüş yüzde 12,3, Güney Dakota'da ise yüzde 11,9 olarak gerçekleşti. Bu eyaletlerdeki hızlı azalış, pandemi yardımlarının kesilmesiyle birlikte güçlü işgücü piyasasının ve artan asgari ücretlerin etkisiyle açıklanıyor. Ancak uzmanlar, düşüşün her zaman olumlu bir ekonomik işaret olmadığı konusunda uyarıyor; bazı ailelerin yardımlardan çıkmak yerine hak kaybı yaşamış olabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, bazı eyaletlerde düşüş daha sınırlı kaldı. Örneğin New York'ta kayıtlı SNAP alıcı sayısı sadece yüzde 2,1 azalırken, Alaska'da yüzde 0,4, Washington DC'de ise yüzde 0,9 düşüş yaşandı. Bu eyaletlerde daha yüksek yaşam maliyeti ve göçmen nüfusun yoğunluğu gibi faktörler yardım ihtiyacını canlı tutuyor. Toplamda, ülke genelinde SNAP katılımcı sayısı 2023 Mart'ta 41,2 milyon iken, 2024 Mart'ta 38,3 milyona geriledi. Bu, pandemi öncesi seviyelerin (2019'da 35,7 milyon) hala üzerinde bulunuyor.
Siyasi ve Ekonomik Yansımalar
SNAP'taki bu düşüş, ABD'de gıda güvencesizliği ve sosyal güvenlik ağının etkinliği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi. Cumhuriyetçi yönetimler, düşüşü ekonomik büyüme ve işsizliğin azalmasına bağlayarak başarı olarak nitelendirirken, Demokratlar yardımların yetersiz olduğunu ve kesintilerin yoksul kesimi olumsuz etkilediğini savunuyor. Özellikle pandemi döneminde uygulanan acil yardım zamları ve genişletilmiş uygunluk kriterleri sona erdiğinde, birçok aile aniden yardım alamaz hale geldi. Gıda bankaları ve yardım kuruluşları, son aylarda başvuruların arttığını ve ihtiyacın hala yüksek olduğunu bildiriyor. Uzmanlar, işsizlik oranının tarihsel olarak düşük olmasına rağmen, enflasyon ve yüksek yaşam maliyetinin haneleri zorlamaya devam ettiğine dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin gıda yardımı politikalarındaki bu değişim, gelişmekte olan ülkelerdeki gıda güvenliği programlarına da model teşkil edebilir. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler, benzer sosyal koruma sistemlerinin kriz sonrası daralmasının yoksulluk üzerindeki etkilerini inceliyor. Özellikle Ukrayna savaşı ve iklim değişikliği kaynaklı gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, gıda yardımının önemini küresel düzeyde artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki SNAP yardımlarının azalmasının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, bu gelişme küresel gıda güvencesi tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye, COVID-19 salgını sonrası sosyal yardım sistemini genişletmiş ve kendi gıda yardım programlarını (Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, aşevleri) güçlendirmişti. ABD'deki sıkılaşma, pandemi yardımlarının geçici olduğunu ve kalıcı bir güvenlik ağına duyulan ihtiyacı hatırlatıyor. Türkiye gibi yüksek enflasyon ve döviz kuru baskısı altındaki ülkelerde, gıda yardımlarının sürdürülebilirliği kritik önem taşıyor. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki oynaklık ve iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri, Türkiye'nin sosyal koruma mekanizmalarını dış şoklara karşı dayanıklı kılması gerektiğini gösteriyor.