ABD yönetimi, G20 ülkelerine yapay zeka (AI) sistemlerinin eğitiminde sanatçıların ve içerik üreticilerinin telifli çalışmalarının kullanımına izin verme çağrısında bulundu. Washington'un bu hamlesi, teknoloji devlerinin veri ihtiyacı ile fikri mülkiyet hakları arasındaki küresel dengeyi yeniden şekillendirebilecek önemli bir diplomatik girişim olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) Katherine Tai, geçtiğimiz hafta Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G20 ticaret bakanları toplantısında yaptığı açıklamada, üye ülkelerin 'yapay zeka eğitiminde mevcut eserlerin kullanımını kısıtlayan katı kurallardan kaçınması' gerektiğini vurguladı. Tai, 'Yapay zekanın potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmek için, yenilikçilere, araştırmacılara ve geliştiricilere, telif haklarıyla korunan ancak eğitim amacıyla kullanılan verilere erişim imkanı tanıyan dengeli bir yaklaşım benimsemeliyiz' ifadelerini kullandı.
Bu teklif, özellikle son dönemde OpenAI, Google ve Meta gibi şirketlerin telifli kitaplar, makaleler ve görsel eserleri AI modellerini eğitmek için kullanması üzerine açılan çok sayıda davayla gündeme geldi. ABD'deki mahkemeler, 'adil kullanım' doktrini kapsamında bu tür uygulamaların sınırlarını henüz netleştirmiş değil; ancak yönetim, küresel ölçekte bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.
Washington'un önerisi, G20 ülkelerinin çoğunda mevcut olan 'veri madenciliği' istisnalarını genişletmeyi ve yapay zeka eğitiminde kullanılan materyaller için telif ihlali davalarını sınırlayan yasal güvenceler sağlamayı içeriyor. Ancak bu yaklaşım, özellikle Avrupa Birliği'nin geçtiğimiz yıl kabul ettiği Yapay Zeka Yasası hükümleriyle çelişkiler taşıyor. AB düzenlemeleri, içerik üreticilerine eserlerinin yapay zeka eğitiminde kullanılmasını engelleme veya buna açıkça izin verme hakkı tanıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Gelişmiş ekonomiler, yapay zeka politikalarının küresel normlarını belirlemek için birbirleriyle yarışırken, bu çağrı uluslararası platformlarda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz aylarda yaptığı konuşmada, yapay zeka konusunda küresel bir yönetişim çerçevesine duyulan ihtiyacı vurgulamış, ancak telif hakları konusunun henüz BM gündeminde bağımsız bir madde olarak yer almadığını belirtmişti.
Avrupa Birliği ise, ABD'nin bu önerisine mesafeli yaklaşıyor. Avrupa Parlamentosu'nun Telif Hakları Komitesi Başkanı Axel Voss, 'Yapay zekanın gelişimi, yaratıcıların emeklerinin karşılığını almasıyla dengelenmelidir. ABD'nin ticari çıkarları, kültürel çeşitliliğin ve yaratıcı endüstrilerin korunmasının önüne geçmemeli' dedi. Fransa, Almanya ve İtalya da benzer endişeleri dile getiren ülkeler arasında yer aldı.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Japonya, yapay zeka eğitiminde telifli eserlerin kullanımına daha esnek yaklaşan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Japonya hükümeti, geçtiğimiz yıl yaptığı düzenlemeyle, eğitim amaçlı kullanımlarda telif ihlali istisnalarını genişletmişti. Güney Kore ise benzer bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Çin'in ise yapay zeka şirketlerine yönelik veri erişim politikaları, devlet kontrolü dışındaki içeriklere kısıtlama getirmesi nedeniyle Batılı eleştirilere maruz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka alanında gelişmekte olan ülkeler arasında yer alıyor ve bu küresel düzenleme yarışı Ankara'yı doğrudan etkileyebilir. Türk içerik üreticileri ve medya kuruluşları, eserlerinin izinsiz kullanılması riskiyle karşı karşıya olabilir; ancak Türkiye'nin AI ekosisteminin büyümesi için veriye erişimin kolaylaştırılması da kritik. Hükümetin, 2021'de açıkladığı Milli Yapay Zeka Stratejisi kapsamında, uluslararası normları yakından takip ettiği biliniyor. Türkiye'nin, hem AB'ye uyum süreci hem de güçlü ticari bağları nedeniyle ABD ile AB arasındaki bu gerilimli dengeyi kendi mevzuatına yansıtması, hem yaratıcı sektörlerin haklarını korumak hem de teknoloji yatırımlarını çekmek açısından önem arz edecektir.