Yeni bir iş dünyası anketi, Trump yönetiminin Çin'e yönelik uyguladığı ihracat kontrolleri, yaptırımlar ve tarifelerin, kritik teknoloji transferini engelleme veya ABD imalatını canlandırma gibi politika hedeflerine ulaşamadığını, aksine Çin'de faaliyet gösteren Amerikan şirketlerine ciddi zarar verdiğini ortaya koydu. Amerikan Ticaret Odası'nın Şanghay şubesi tarafından yapılan ankete katılan firmaların büyük çoğunluğu, ticaret kısıtlamalarının kârlılıklarını düşürdüğünü ve Çin pazarındaki rekabet güçlerini zayıflattığını belirtti.
Tarifelerin etkisi ve hedeflenen sonuç
Ankete katılan ABD firmalarının yüzde 70'inden fazlası, Trump döneminde başlatılan ticaret savaşının kendilerine doğrudan maliyet getirdiğini ifade etti. Tarifeler nedeniyle hammadde ve ara malı fiyatlarının arttığı, tedarik zincirlerinin bozulduğu ve belirsizlik ortamının yatırım kararlarını olumsuz etkilediği vurgulandı. Özellikle teknoloji, otomotiv ve makine sektörlerindeki firmalar, Çin'deki yerel rakiplerine karşı dezavantajlı duruma düştüklerini bildirdi. Anket, ABD'nin uyguladığı ihracat kontrollerinin, Çinli şirketlerin alternatif tedarikçiler bulmasını engellemek bir yana, Çin'in kendi teknolojik bağımsızlığını hızlandırdığına dikkat çekiyor.
Washington'un amacı, Çin'in teknolojik ilerlemesini yavaşlatmak ve ABD'de imalatı yeniden canlandırmaktı. Ancak anket verileri, bu hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını gösteriyor. ABD firmalarının Çin'deki satışları düşerken, Çinli rakipler pazar paylarını artırıyor. Ayrıca, ABD'nin yaptırımları Çinli şirketleri daha fazla Ar-Ge yatırımı yapmaya teşvik ediyor. Örneğin, yarı iletken sektöründe Çin, ABD kısıtlamalarına rağmen çip üretim kapasitesini artırmayı başardı.
Küresel ticaret ve jeopolitik boyut
Bu durum, küresel ticaret sisteminde derin bir kırılmaya işaret ediyor. ABD'nin tek taraflı ticaret önlemleri, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarını aşındırırken, Çin ve diğer ülkelerin alternatif ticaret blokları oluşturmasına zemin hazırlıyor. Asya'da RCEP (Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık) anlaşmasının hayata geçmesi, ABD'nin bölgedeki ekonomik nüfuzunu azaltıyor. Anket, ABD firmalarının yüzde 40'ının Çin'deki operasyonlarını küçültmeyi düşündüğünü ortaya koyarken, bu firmaların büyük kısmının Asya'da alternatif üretim merkezleri arayışında olduğu belirtiliyor. Ancak Vietnam, Hindistan gibi ülkelerin Çin'in sahip olduğu ölçek ve altyapıya erişemediği de vurgulanıyor.
Önümüzdeki dönemde, ABD'nin Çin politikasının nasıl şekilleneceği merak konusu. Biden yönetimi, Trump'ın bazı tarifelerini gözden geçirse de, Çin'e karşı sert tutumunu koruyor. Ancak bu anket, Amerikan iş dünyasının maliyetinin giderek arttığını gösteriyor. Ticaret savaşının her iki tarafa da zarar verdiği, ancak kısa vadede kazananın olmadığı bir denklem ortaya çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret savaşının derinleşmesi, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Kısa vadede, küresel ticaretteki belirsizlik Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ancak orta vadede, Çin'den üretimini kaydıran ABD firmalarının Türkiye'yi alternatif bir üretim üssü olarak değerlendirme potansiyeli bulunuyor. Türkiye, güçlü lojistik altyapısı, genç nüfusu ve AB ile Gümrük Birliği avantajıyla bu süreçte jeopolitik konumunu güçlendirebilir. Ancak, ABD'nin Türkiye'ye yönelik olası yaptırım tehditleri ve siyasi gerilimler bu fırsatların önünde engel oluşturuyor. Ankara'nın, Çin ve ABD arasında dengeli bir dış politika izlemesi, ekonomik kazanımlar için kritik önem taşıyor.