Filipinler ve Amerika Birleşik Devletleri, savunma ittifaklarının 75. yıldönümünü, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin giderek arttığı bir dönemde ortak askeri tatbikatları artırma sözü vererek kutluyor. İki ülke, Güney Çin Denizi'ndeki toprak anlaşmazlıkları ve Tayvan çevresindeki artan gerilimler nedeniyle güvenlik işbirliğini derinleştirme kararı aldı. ABD Savunma Bakanı, Manila'da düzenlenen törende, ittifakın bölgedeki barış ve istikrarın temel taşı olmaya devam edeceğini vurgularken, Filipinler Savunma Bakanı da iki ülkenin deniz güvenliği konusundaki işbirliğini güçlendireceğini açıkladı. Bu gelişme, Çin'in bölgedeki agresif tutumuna karşı bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor.
İttifakın Tarihi ve Gelişimi
ABD ile Filipinler arasındaki karşılıklı savunma anlaşması, 1951 yılında imzalanan ve iki ülkenin birbirine yönelik dış saldırıları ortaklaşa püskürtmesini öngören bir anlaşmadır. Bu anlaşma, Soğuk Savaş döneminde komünizmin yayılmasına karşı kurulan ittifaklar zincirinin önemli bir halkasını oluşturdu. O tarihten bu yana, iki ülke savunma alanında yakın işbirliği yürütüyor. Özellikle 2014 yılında imzalanan Genişletilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) ile ABD askerlerinin Filipinler'deki belirli üslerde konuşlanmasına izin verilirken, son yıllarda ortak tatbikatların sayısı ve kapsamı önemli ölçüde artırıldı. Bu yıl, 'Balikatan' adı verilen ve iki ülkenin en büyük ortak askeri tatbikatı olan manevralar, 17.000'den fazla askerin katılımıyla gerçekleştirildi. ABD ayrıca Filipinler'e kıyı savunma sistemleri ve insansız hava araçları gibi askeri teçhizat tedarik etmeyi de sürdürüyor.
Ancak ittifakın geleceği, özellikle Filipinler'deki siyasi değişimler ve hükümetin dış politika tercihlerine bağlı olarak zaman zaman tartışma konusu oldu. Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte döneminde Çin'e yakınlaşma sinyalleri verilmiş, ancak ülke yönetimi ittifakı sonlandırmamıştı. Mevcut Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ise göreve geldiğinden bu yana ABD ile ilişkileri güçlendirme eğiliminde oldu. Bu yılki yıldönümü kutlamaları, iki ülkenin ortak geleceğine olan bağlılığını teyit etmesi açısından önem taşıyor.
Bölgesel Gerilimler ve Güç Dengesi
Bu gelişmeler, Güney Çin Denizi'ndeki toprak anlaşmazlıklarının derinleştiği ve Tayvan üzerindeki gerilimlerin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Çin, Güney Çin Denizi'nin büyük bir bölümünde hak iddia ederken, Filipinler'in de aralarında bulunduğu bazı ülkelerle yaşanan anlaşmazlıklar zaman zaman askeri gerginliklere yol açıyor. Geçtiğimiz aylarda, Filipinler'e ait gemilerin Çin Sahil Güvenlik güçleri tarafından taciz edildiği görüntüler uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. ABD'nin bu bölgedeki askeri varlığını artırması, Çin'in tepkisini çekerken, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Uzmanlar, ABD'nin Filipinler'deki üslerini kullanarak Tayvan'a olası bir müdahalede daha etkili olabileceğini, ancak bunun Çin'i daha da provoke edebileceğini belirtiyor. Öte yandan, bölgedeki diğer ülkeler de bu ittifakın geleceğini yakından izliyor; Japonya, Avustralya ve Güney Kore gibi müttefikler ABD'nin Asya'daki angajmanının sürmesini beklerken, bölge ülkeleri arasında farklı stratejik hesaplar bulunuyor.
Ancak ittifakın devamlılığı konusunda bazı belirsizlikler de mevcut. ABD'nin küresel öncelikleri ve askeri kaynaklarının dağılımı, Avrupa'daki Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yeniden şekilleniyor. Filipinler'de ise ittifakın maliyetleri konusunda toplumsal tartışmalar sürüyor. Bazı kesimler, ABD ile kurulan yakın ilişkinin ülkeyi Çin ile doğrudan bir çatışmanın içine çekebileceği endişesini taşıyor. Yine de, 75 yıllık ittifakın, bölgedeki jeopolitik değişimlere rağmen varlığını sürdürmesi, iki ülkenin ortak ve farklı çıkarlarının kesiştiği noktada önemli bir denge unsuru olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Filipinler ittifakının güçlendirilmesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu küresel güvenlik mimarisini yakından ilgilendiriyor. Bu gelişme, ABD'nin Asya-Pasifik'e yönelik önceliğinin devam ettiğini gösterirken, Avrupa ve Orta Doğu'da yaşanan krizlere rağmen ABD'nin küresel stratejik hedeflerini çok yönlü olarak sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Türkiye, NATO'nun önemli bir müttefiki olarak, ABD'nin kaynaklarını bu tür ittifaklara yönlendirmesinin, Avrupa güvenliğine olan katkılarını etkileyip etkilemeyeceğini izlemektedir. Ayrıca, Çin'in bölgedeki yükselişi ve ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirmesi, küresel güç dengesi açısından kritik önem taşımakta; Türkiye'nin doğu-batı eksenindeki jeopolitik konumu, bu dengelerdeki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle Türkiye'nin savunma sanayisinde gösterdiği atılımlar ve bağımsız dış politika arayışı, bu tür ittifak dinamiklerini dikkatle değerlendirmesini gerektirmektedir.