ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filipinler Dışişleri Bakanı Maria Lazaro ile Washington'da bir araya gelerek Güney Çin Denizi'ndeki gerginliğin azaltılması ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi için atılabilecek ortak adımları değerlendirdi. Görüşmede, iki ülkenin askeri ittifakı çerçevesinde deniz güvenliği işbirliği ve enerji alanındaki zorlukların aşılmasına yönelik somut yollar ele alındı. Rubio, ABD'nin Filipinler'in egemenlik haklarına ve uluslararası hukuka dayalı bir düzene bağlılığını yinelerken, enerji güvenliği konusunun da ön planda olduğu vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
Güney Çin Denizi, Çin'in iddiaları ile Filipinler, Vietnam, Malezya ve Brunei gibi diğer bölge ülkelerinin egemenlik talepleri arasında süregelen bir anlaşmazlık alanı. 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in 'dokuz çizgi' iddiasını hukuka aykırı buldu ancak Pekin kararı tanımadı. Filipinler, bu süreçte ABD ile olan ittifakını derinleştirirken, yeni yönetimler döneminde ilişkiler inişli çıkışlı bir seyir izledi. Rubio-Lazaro görüşmesi, ABD'nin bölgedeki varlığını ve Filipinler'e desteğini tazelemesi açısından kritik bir zamanda gerçekleşti.
İki bakanın enerji konusunu da masaya yatırması, bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı ve Çin'in artan enerji talebi karşısında Filipinler'in kendi kıta sahanlığındaki arama faaliyetlerini nasıl güvence altına alacağı sorusunu gündeme getiriyor. ABD, 2024'te Filipinler'e enerji yatırımı ve teknik destek paketleri sunmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya deniz ticaretinin üçte birine ev sahipliği yaparken, aynı zamanda önemli balıkçılık sahaları ve olası petrol-doğalgaz rezervlerini barındırıyor. ABD ve müttefikleri, Çin'in yapay ada inşaatları ve askerileştirme faaliyetlerini yakından izliyor. Rubio-Lazaro görüşmesi, yalnızca ikili ilişkilerin değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki denge politikalarının da bir yansıması. ABD, Japonya, Avustralya ve Filipinler'in dahil olduğu 'Quad' benzeri yapılar, Çin'in etkisini dengelemeyi hedefliyor. Öte yandan, ASEAN ülkeleri arasında Çin'e karşı ortak bir tavır alınamaması, bölgedeki kırılganlığı artırıyor. Rubio'nun ifadeleri, ABD'nin 'Hint-Pasifik stratejisi' kapsamında deniz güvenliğine verdiği önemi teyit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer deniz yetki alanı ve enerji kaynakları konusunda uluslararası hukuka dayalı çözüm arayışları nedeniyle bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Güney Çin Denizi'ndeki tahkim kararının uygulanamaması, uluslararası hukukun egemenlik uyuşmazlıklarında ne kadar etkili olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Türkiye'nin de taraf olduğu mavi vatan doktrini kapsamında, Libya ile 2019'da imzalanan deniz yetki alanı anlaşmasının benzer uluslararası yansımaları olmuştu. ABD-Filipinler işbirliği, çok kutuplu dünyada Türkiye gibi orta ölçekli güçlerin deniz güvenliği ve enerji diplomasisinde izleyebileceği stratejilere ışık tutmaktadır.