ABD Konut ve Kentsel Gelişim Bakanlığı (HUD), evsizlik krizine yönelik yeni bir strateji duyurdu ancak uzmanlar, bu yaklaşımın en temel gerçekleri göz ardı ettiğini söylüyor. HUD'un yeni politikası, geçici barınma ve şartlı yardım modellerine ağırlık verirken, onlarca yıllık araştırmayla kanıtlanmış 'Housing First' (Önce Konut) modelini ve sürdürülebilir federal yatırımları dışarıda bırakıyor. Oysa Housing First, klinik ve sosyal hizmetlerle desteklenen kalıcı konut sunarak evsizliği azaltmada en etkili yöntem olarak kabul ediliyor.
Housing First modeli neden başarılı?
Araştırmalar, evsiz bireylere ön koşulsuz olarak kalıcı konut sağlanması ve ardından ihtiyaç duydukları sağlık, ruh sağlığı ve bağımlılık hizmetlerine yönlendirilmesiyle evsizliğin kalıcı olarak sonlandırılabildiğini gösteriyor. ABD'de 2008-2016 yılları arasında Uygun Fiyatlı Konut için Ortak Çaba girişimi, evsiz gazilerde %47, kronik evsizlerde %35 oranında düşüş sağladı. HUD'un yeni yönelimi ise bu başarı hikâyesini görmezden gelerek, bireylerin konut almadan önce istihdam, tedavi gibi koşulları yerine getirmesini şart koşan eski modellere dönüş sinyali veriyor.
Buna karşın, Boston'daki Massachusetts Genel Hastanesi'nde yapılan bir araştırma, Housing First modelinin evsizleri 10 yıl boyunca barındırmanın, geleneksel barınak sistemine kıyasla yılda kişi başı 20.000 dolar daha az maliyetli olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, acil servis başvurularında %41, cezaevi sürelerinde ise %40 azalma gözlemlendi. Bu veriler, evsizliğe yatırım yapmanın aslında kamu harcamalarını azalttığını açıkça kanıtlıyor.
Federal yatırım eksikliği ve bölgesel eşitsizlikler
Evsizlik krizinin temel nedenlerinden biri, uygun fiyatlı konut stokunun yetersizliği. ABD'de 2023 itibarıyla 580.000'den fazla kişi evsizken, uygun fiyatlı konut açığı 7 milyon birimi aşıyor. HUD'un konut yardımı programları ise ihtiyaç sahibi hanelerin yalnızca dörtte birine ulaşabiliyor. Yeni strateji, bu yapısal soruna çözüm getirmek yerine, geçici çözümlerle yetiniyor. California, Oregon gibi eyaletlerde evsizlik oranları ulusal ortalamanın çok üzerinde seyrederken, Housing First'in uygulandığı Utah, Denver gibi yerlerde ciddi düşüşler kaydedildi.
Uzmanlar, HUD'un yeni yöneliminin ideolojik kaygılarla şekillendiğini ve bilimsel verileri yok saydığını belirtiyor. Özellikle Kovid-19 pandemisi sırasında geçici moratoryumlar ve kira yardımlarıyla evsizlikte geçici düşüşler sağlansa da, kalıcı konut arzı artırılmadığı sürece krizin yeniden tırmanması kaçınılmaz görünüyor. Bağımsız araştırma kuruluşları, evsizliği sona erdirmek için yıllık 25 milyar dolar ek federal yatırım gerektiğini hesaplıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki evsizlik krizi ve HUD'un politikaları, Türkiye'deki konut sorununa dair önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de de kentsel dönüşüm projeleri ve artan konut fiyatları, dar gelirli haneleri barınma kriziyle karşı karşıya bırakıyor. ABD örneği, sosyal konut yatırımlarının ve ön koşulsuz barınma modellerinin, uzun vadede hem bireysel hem de toplumsal maliyetleri azalttığını gösteriyor. Türkiye'nin sosyal konut politikalarında, Housing First benzeri kanıta dayalı modelleri dikkate alması, özellikle deprem sonrası geçici barınma sorunları yaşayan bölgelerde kalıcı çözümler sunabilir. Ayrıca, uygun fiyatlı konut stokunun artırılması, kentsel dönüşümün sadece fiziksel değil, sosyal boyutunu da güçlendirecektir.