ABD'de enflasyon Mayıs ayında yıllık bazda yüzde 4,2'ye çıkarak İran ile başlayan savaşın ekonomik etkilerini gözler önüne serdi. Savaş öncesinde yüzde 2,4 seviyesinde seyreden enflasyon, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının ardından enerji fiyatlarındaki keskin artışla birlikte üç aydır üst üste yükseliş gösteriyor. Bu durum, küresel piyasalarda tedirginlik yaratırken, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasında yeni bir sıkılaştırma döngüsüne girebileceği endişelerini de beraberinde getirdi.
Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve enerji krizi
İran savaşının başlamasıyla birlikte stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi geçişlerine kapatılması, küresel petrol ve doğal gaz arzını ciddi şekilde kesintiye uğrattı. Dünya ham petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu dar su yolu, kapandığı günden bu yana enerji piyasalarında şok dalgaları yaratıyor. Mayıs ayında Brent petrolün varil fiyatı 130 doları aşarken, ABD'de benzin fiyatları galon başına 5 doların üzerine çıkarak tüketici harcamalarını baskıladı.
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre enflasyonun ana itici gücü, enerji ve gıda kalemlerinde yoğunlaştı. Enerji fiyatları Mayıs'ta bir önceki aya göre yüzde 6,3 artarken, gıda fiyatları da yüzde 3,8 yükseldi. Çekirdek enflasyon olarak adlandırılan enerji ve gıda hariç enflasyon ise yüzde 3,1'de kalarak talepten ziyade arz yönlü bir enflasyon baskısına işaret etti. Uzmanlar, bu durumun savaş sona ermeden kontrol altına alınmasının zor olduğunu belirtiyor.
Küresel yansımalar ve Fed'in politikası
ABD enflasyonundaki bu ani sıçrama, sadece Amerikan ekonomisini değil, tüm dünyayı etkiliyor. Avrupa Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankaları, enerji maliyetlerindeki artışın ikinci tur etkilerinden endişe duyuyor. Gelişmekte olan ülkeler ise ithal enflasyon ve zayıflayan para birimleriyle mücadele ediyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel enflasyon görünümünü yukarı yönlü revize ederken, büyüme tahminlerini aşağı çekti.
Fed'in önümüzdeki haftaki toplantısında faiz artırımına gitmesine kesin gözüyle bakılıyor. Piyasalar, 75 baz puanlık bir artışı fiyatlarken, bazı analistler daha agresif bir adım atılabileceğini öngörüyor. Ancak enflasyonun arz kaynaklı olması, para politikasının etkinliğini sınırlıyor. Beyaz Saray da stratejik petrol rezervlerini kullanarak ve üretici ülkelerle diplomasi yürüterek fiyatları düşürmeye çalışsa da, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması olmaksızın kalıcı bir çözüm mümkün görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD enflasyonundaki yükseliş, Türkiye ekonomisi için de önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından kaynaklanan petrol fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Mayıs ayında Türkiye'de de akaryakıt fiyatları rekor kırarken, cari açık üzerindeki baskı artıyor. Öte yandan, Fed'in faiz artırımları gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açarak Türk Lirası'nı olumsuz etkileyebilir. ABD enflasyonunun yüksek seyretmesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talep daralmasına da neden olabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin enerjide alternatif tedarik yolları geliştirmesi ve para politikasında ihtiyatlı duruşunu koruması kritik önem taşıyor.