ABD Çalışma Bakanlığı'nın (Bureau of Labor Statistics) 12 Haziran 2024'te açıkladığı verilere göre, ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yıllık bazda %3,3 artış gösterdi. Bu oran, Nisan ayındaki %3,4'lük artışın ve piyasa beklentileri olan %3,4'ün altında kalarak, Eylül 2020'den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Aylık bazda ise fiyatlar %0,1 arttı, oysa analistler %0,2'lik bir artış öngörmüştü. Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç) yıllık %3,4 ile Nisan ayına göre 0,2 puan geriledi ve son üç yılın en düşük seviyesine indi.
Enflasyondaki düşüşün detayları
Mayıs ayındaki enflasyon verileri, ABD ekonomisinde fiyat baskılarının yavaşladığına işaret ediyor. Özellikle enerji fiyatlarında görülen düşüş ve gıda fiyatlarındaki istikrar, genel enflasyon üzerinde belirleyici oldu. Benzin fiyatları aylık bazda %3,3 gerilerken, doğalgaz fiyatlarında %0,3'lük bir düşüş kaydedildi. Gıda fiyatları ise sadece %0,1 arttı. Çekirdek enflasyonu etkileyen kalemler arasında barınma maliyetleri aylık %0,2 artışla enflasyonu yukarı çeken ana unsur olurken, yeni ve ikinci el araç fiyatları ile konut dışı hizmet fiyatlarında yavaşlama gözlendi. Sağlık hizmetleri ve uçak bileti fiyatlarındaki düşüşler de çekirdek enflasyonun gerilemesine katkı sağladı.
Fed ve piyasalara olası etkileri
Enflasyon verilerinin beklentilerden düşük gelmesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimi konusundaki kararlarını etkileyebilir. Piyasalar, bu veri sonrası Eylül ayında bir faiz indirimi olasılığını %70'in üzerine çıkardı. Fed yetkilileri, bu yılın sonuna kadar yalnızca bir faiz indiriminin uygun olacağını belirtmişti. Ancak enflasyonun düşüş trendini sürdürmesi, yıl içinde birden fazla indirim yapılabileceği beklentilerini güçlendirdi. Wall Street endeksleri veri sonrası yükselirken, Dow Jones %0,7, S&P 500 %1,1 ve Nasdaq %1,6 değer kazandı. Dolar endeksi ise düştü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun beklentilerin altında gerçekleşmesi, küresel piyasalarda iyimserliği artırırken Fed'in faiz indirimi döngüsüne başlamasının sinyallerini veriyor. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkeler için daha elverişli bir sermaye akışı ortamı yaratabilir. Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ve sıkı para politikası uygulayan ülkelerde, küresel faiz oranlarının düşmesi, kur istikrarına ve sermaye girişine katkı sağlayabilir. Ayrıca, ABD'deki düşük enflasyon, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talep koşullarını olumlu etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin enflasyon dinamikleri daha çok iç faktörlere bağlı olduğu için, bu gelişmenin doğrudan etkisi sınırlı kalabilir.