ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, elektrik santrallarının sera gazı emisyonlarını sınırlayan federal düzenlemeleri yürürlükten kaldırdı. Karar, santrallara 300 milyar doların üzerinde tasarruf sağlamayı ve Amerikan enerji sektörünü 'serbest bırakmayı' hedefliyor. Çevre örgütleri, düzenlemenin iklim kriziyle mücadeleyi baltalayacağı uyarısında bulunuyor.
Düzenlemenin arka planı ve hukuki süreç
Trump yönetimi, Obama döneminde yürürlüğe giren ve elektrik santrallarının karbondioksit emisyonlarını sınırlayan Temiz Enerji Planı'nı (Clean Power Plan) hedef aldı. 2015'te duyurulan plan, 2030'a kadar elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonları 2005 seviyelerine göre yüzde 32 azaltmayı amaçlıyordu. Ancak plan, 2016'da Yüksek Mahkeme tarafından askıya alındı ve hiçbir zaman tam olarak yürürlüğe girmedi.
Trump yönetimi 2019'da Temiz Enerji Planı'nın yerine geçecek 'Uygun Fiyatlı Temiz Enerji' (Affordable Clean Energy - ACE) kuralını getirdi. Bu kural, eyaletlere santrallar için kendi emisyon hedeflerini belirleme yetkisi veriyor ve federal düzeyde bağlayıcı emisyon sınırları getirmiyordu. Son adımla birlikte yönetim, ACE kuralını da revize ederek santralların sera gazı emisyonlarını düzenleme yetkisini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Çevre Koruma Ajansı (EPA), yeni düzenlemenin 'gereksiz ve maliyetli' olduğunu savunarak, santralların modernizasyonu ve verimlilik artışı için önlerindeki engellerin kaldırıldığını belirtti. EPA Başkanı Andrew Wheeler, yaptığı açıklamada, 'Bu kural, Amerikan enerji bağımsızlığını güçlendirecek ve tüketicilere daha uygun fiyatlı elektrik sunacak' dedi. Wheeler, ayrıca yeni teknolojilerin emisyonları zaten azalttığını öne sürdü.
Enerji piyasasına ve çevreye etkileri
Karar, kömür ve doğalgaz santrallarının ömrünü uzatabilir ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızını kesebilir. ABD'de elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 60'ı hâlâ fosil yakıtlardan sağlanıyor. Uzmanlar, federal düzenlemenin kaldırılmasının kısa vadede emisyon artışına yol açabileceğini, ancak eyalet düzeyindeki hedefler ve piyasa dinamiklerinin (doğalgazın kömüre göre daha ucuz olması, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüş) etkiyi sınırlayabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, 25'ten fazla eyalet ve çok sayıda çevre örgütü, düzenlemenin iptali için dava açmaya hazırlanıyor. Dava süreci aylar, hatta yıllar sürebilir ve konu yeniden Yüksek Mahkeme'ye taşınabilir. Hukuk uzmanları, yönetimin 'ucuz enerji' gerekçesinin mahkemelerde yeterli bulunmayabileceğini, çünkü EPA'nın sera gazlarını düzenleme yetkisinin 2007'de Massachusetts v. EPA davasıyla tescillendiğini hatırlatıyor.
Uluslararası kamuoyu ise kararı endişeyle karşıladı. Paris Anlaşması'ndan resmen çekilen ABD'nin, dünyanın en büyük ikinci sera gazı salıcısı olarak iklim hedeflerini zayıflatması, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama çabalarını zorlaştırıyor. Avrupa Birliği ve Çin, yeşil enerjiye yönelik yatırımlarını artırırken, ABD'nin bu adımı transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim başlığı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin sera gazı düzenlemelerini gevşetmesi, küresel iklim rejimini zayıflatıcı bir adım. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefi koydu. ABD gibi büyük ekonomilerin geri adım atması, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarına (AB Sınırda Karbon Düzenlemesi) uyum çabalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar, enerji ithalatına bağımlı Türkiye ekonomisi için risk oluşturuyor. Türkiye, uluslararası iklim müzakerelerinde daha aktif bir rol alarak bu tür gelişmelere karşı denge kurmalı.