ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, cumartesi günü Moskova'da Kremlin'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelerek Ukrayna savaşında ateşkes ve olası diplomatik çözüm yollarını ele aldı. Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme girişimleri kapsamında, Washington ile Moskova arasındaki üst düzey temasların son halkası olarak kayda geçti. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, görüşmenin yapıcı bir atmosferde geçtiğini ancak somut bir anlaşmaya varılmadığını belirtti. ABD tarafından yapılan açıklamada ise tarafların önümüzdeki günlerde teknik düzeyde görüşmelere devam edeceği ifade edildi.
Görüşmenin Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
Steve Witkoff, Trump yönetiminin Orta Doğu ve Ukrayna özel temsilcisi olarak son aylarda Moskova'ya birkaç ziyaret gerçekleştirmiş, Putin ile yüz yüze temaslarda bulunmuştu. Jared Kushner ise eski başkan danışmanı ve Trump'ın damadı olarak dış politika alanında etkili bir isim. İkili heyetin Moskova ziyareti, ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımı askıya almasının ardından geldi. Washington, Kiev'e baskı yaparak müzakerelere başlaması konusunda çağrıda bulunurken, Moskova ise görüşmelere açık olduğunu ancak kendi güvenlik garantilerinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Putin, görüşmede ABD tarafına Rusya'nın barışa hazır olduğunu ancak bunun "yeni gerçeklikler" temelinde olması gerektiğini iletti. Bu ifade, Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerin tanınması talebini içeriyor. ABD tarafı ise ateşkesin öncelikli hedef olduğunu ve toprak konularının daha sonraki aşamalarda ele alınabileceğini belirtti. Görüşmede ayrıca esir takası ve insani koridorlar gibi güven artırıcı önlemler de masaya yatırıldı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, kendisinin süreçten dışlanmasının kabul edilemez olduğunu ve Ukrayna'nın onayı olmadan hiçbir anlaşmanın geçerli olmayacağını söyledi. Avrupa Birliği ve NATO yetkilileri de benzer açıklamalarla Kiev'in egemenliğine vurgu yaptı. ABD yönetimi ise Ukrayna'nın sürecin bir parçası olacağını ancak öncelikle Moskova ile ikili kanalların açık tutulması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna savaşı, başladığı Şubat 2022'den bu yana Avrupa'nın güvenlik mimarisini derinden sarstı. Savaş, enerji fiyatlarından tahıl arzına kadar küresel ekonomiyi de etkiledi. ABD'nin girişimiyle yürütülen bu son diplomatik temaslar, savaşın gidişatını değiştirebilecek nitelikte. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve çıkar çatışmaları nedeniyle somut bir sonuç alınması zor görünüyor.
Rusya, görüşmelerde Batı yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılmasını ve Ukrayna'nın NATO'ya üye olmamasını talep ediyor. ABD ise Rusya'nın işgal ettiği topraklardan çekilmesini ve savaş suçlarının soruşturulmasını istiyor. Bu iki pozisyon arasındaki uçurum, müzakerelerin önündeki en büyük engel. Uzmanlar, olası bir ateşkesin bile kırılgan olacağını ve kalıcı barış için daha kapsamlı bir güvenlik anlaşmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Çin ve Türkiye gibi aktörler de süreci yakından izliyor. Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna hem Rusya ile diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalıştı. İstanbul'da yapılan tahıl koridoru anlaşması ve esir takası görüşmeleri, Ankara'nın diplomatik kapasitesini gösterdi. Ancak son dönemde ABD'nin öne çıkan girişimi, Türkiye'nin rolünü gölgeleyebilir.
Öte yandan, görüşmenin hemen ardından Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki saldırılarını yoğunlaştırdığı yönünde haberler geldi. Bu durum, Moskova'nın müzakere masasında elini güçlendirmek için askeri baskıyı artırdığı şeklinde yorumlandı. ABD Savunma Bakanlığı, Rusya'nın Donbas'ta yeni taarruzlar hazırladığını bildirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Batı ile ilişkilerini korudu hem de Rusya ile ekonomik ve enerji bağlarını sürdürdü. ABD'nin doğrudan Moskova ile yürüttüğü bu yeni müzakere süreci, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Ancak Ankara, tahıl koridoru ve esir takası gibi somut başarılarla diplomatik etkisini kanıtladı. Olası bir ateşkes, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, savaşın sona ermesi Karadeniz'deki gerilimi azaltarak Türkiye'nin güvenlik endişelerini hafifletebilir. Türkiye'nin sürece dahil edilmesi, kalıcı barış için elzem görülüyor.