ABD ekonomisinde hanehalkı borçlanması, pandemi dönemindeki düşüşün ardından yeniden ivme kazanıyor. New York Fed’in yayımladığı verilere göre, 2025’in ilk çeyreğinde toplam hanehalkı borcu 17,7 trilyon dolara ulaşarak tarihi bir rekora imza attı. Bu artış, özellikle kredi kartı, konut ve otomobil kredilerindeki yükselişten kaynaklanıyor. Uzmanlar, borçlanmadaki bu hızlı toparlanmanın ekonominin yeniden kaldıraçlanma sürecine girdiğini ve bunun faiz oranları, tüketici harcamaları ve finansal istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Borçlanmadaki artışın arka planı
Pandemi sırasında hükümetin sağladığı geniş çaplı teşvikler ve harcamalardaki kısıtlama sayesinde hanehalkı borcu geçici olarak gerilemişti. Ancak ekonomik normalleşme ve enflasyonla mücadele kapsamında Fed’in faiz oranlarını yükseltmesine rağmen, tüketiciler harcamalarını sürdürmek için kredi kullanmaya yöneldi. Kredi kartı borçlarındaki artış dikkat çekiyor: 2024’ün dördüncü çeyreğinde 1,13 trilyon dolar olan kredi kartı borcu, ilk çeyrekte 1,15 trilyon dolara çıktı. Konut kredileri ise 12,7 trilyon dolar seviyesinde seyrediyor. Otomobil kredileri ve öğrenci kredileri de sırasıyla 1,62 trilyon ve 1,60 trilyon dolara ulaştı.
Borçlanmadaki bu artış, tüketici güvenindeki toparlanma ve işgücü piyasasındaki güçlü performansla destekleniyor. Ancak yüksek faiz ortamında yeni kredilerin maliyeti artarken, mevcut borçların çevrilmesi de zorlaşıyor. Özellikle düşük gelirli hanelerde ve genç nüfusta borç yükü artarken, ödeme gecikme oranları da yükseliş trendinde. New York Fed verilerine göre, kredi kartı ödemelerinde 30 gün gecikme oranı geçen yıla göre 0,6 puan artarak yüzde 3,2’ye çıktı.
Küresel boyut ve riskler
ABD hanehalkı borcundaki yeniden kaldıraçlanma, sadece iç ekonomi için değil, küresel finansal istikrar açısından da riskler barındırıyor. ABD tüketici talebi dünyanın en büyük ithalatçısı olarak birçok ülkenin ihracatını etkilerken, borç kaynaklı bir talep daralması gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, faiz oranlarının uzun süre yüksek kalması halinde, borçlanma maliyetinin artması hanehalkı bütçelerini sıkıştırabilir ve ekonomik durgunluğa zemin hazırlayabilir. IMF ve Dünya Bankası yetkilileri, gelişmiş ekonomilerde artan özel sektör borcunun kırılganlıkları artırdığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
Fed’in para politikası duruşu da bu gelişmeler ışığında yeniden değerlendiriliyor. Enflasyonla mücadelede katedilen ilerlemeye rağmen, hanehalkı borcundaki hızlı artış, Fed’in faiz indirimlerinde temkinli olmasına neden olabilir. Piyasalar bu yıl iki faiz indirimi beklerken, borçlanma verileri bu beklentileri zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de hanehalkı borcunun artması, Türkiye ekonomisi için dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. ABD talebindeki olası bir yavaşlama, Türkiye’nin ihracat yaptığı sektörlerde daralmaya yol açabilir. Ayrıca, ABD’de yüksek faizlerin devam etmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırabilir ve TL üzerinde baskıyı artırabilir. Diğer yandan, küresel risk iştahının azalması durumunda Türkiye’nin dış finansman maliyeti yükselebilir. Bu nedenle, ABD ekonomisindeki kaldıraçlanma süreci ve faiz politikaları, Türkiye’nin makroekonomik istikrarı açısından yakından izlenmelidir.