ABD, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgınıyla mücadele için 38 milyon dolar ek yardım yapacağını açıkladı. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) ise, güçlü halk sağlığı müdahaleleri yapılmazsa salgının 2014-2016 yıllarındaki Batı Afrika salgınını geçebileceği uyarısında bulundu. Yardım, sağlık çalışanlarının eğitimi, laboratuvar kapasitesinin artırılması ve toplum temelli müdahaleler için kullanılacak.
Salgının seyri ve uluslararası tepkiler
KDC'nin Kuzey Kivu ve Ituri bölgelerinde Ağustos 2018'de başlayan salgında bugüne kadar 2.000'den fazla vaka tespit edildi ve 1.400'den fazla kişi hayatını kaybetti. Bu, ülke tarihindeki en büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. CDC Direktörü Dr. Robert Redfield, salgının kontrol altına alınması için uluslararası toplumun daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de salgını "uluslararası önemi haiz bir halk sağlığı acil durumu" ilan etmişti.
ABD'nin bu son yardımıyla birlikte toplam katkısı 1 milyar doları aştı. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve CDC, sahadaki ekiplere lojistik ve teknik destek sağlıyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Ebola salgını, KDC'nin doğusundaki çatışma bölgelerinde devam ediyor. Saldırılar, sağlık çalışanlarının çalışmasını engelliyor ve birçok kişi tedavi olmaktan kaçınıyor. Salgının Ruanda, Uganda ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sıçrama riski bulunuyor. Uganda'da mart ayında bir vaka görülmüş, ancak yayılma engellenmişti. CDC'nin uyarısı, salgının kontrol altına alınmaması halinde 2014-2016'daki 11.000 kişinin öldüğü Batı Afrika salgınına dönüşebileceği yönünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Afrika'daki artan diplomatik ve ticari varlığı göz önüne alındığında, Ebola salgınının bölgesel istikrarsızlığa yol açma potansiyeli Ankara'yı ilgilendiriyor. Türkiye, KDC'deki Ebola ile mücadeleye sağlık malzemesi desteğinde bulunmuş, ancak doğrudan bir müdahale planı açıklamamıştır. Salgının yayılması, Türk şirketlerinin faaliyet gösterdiği Doğu Afrika'da ticari aksamalara neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin küresel sağlık diplomasisindeki aktif rolü, bu tür krizlerde daha fazla katkı yapmasını beklenir kılmaktadır.