Washington — ABD Dışişleri Bakanlığı, hızla yayılan Ebola virüsüne karşı yürütülen küresel mücadeleye 267 milyon dolarlık ek yardım yapılacağını duyurdu. Böylece ABD'nin salgınla mücadele için sağladığı toplam fon 1 milyar 154 milyon dolara ulaştı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ek kaynağın tedavi birimlerinin inşası, cenazelerin güvenli şekilde defnedilmesi ve salgının yayılmasını önlemeye yönelik programların genişletilmesi için kullanılacağı belirtildi.
Salgının Arka Planı ve ABD'nin Taahhütleri
Ebola salgını, ilk olarak Aralık 2013'te Gine'nin ormanlık bölgelerinde ortaya çıktı ve hızla komşu ülkelere yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, salgın bugüne kadar 28 binden fazla kişiye bulaştı ve 11 binden fazla ölüme yol açtı. En ağır etkilenen ülkeler Gine, Liberya ve Sierra Leone oldu. Virüs, bu ülkelerin zayıf sağlık altyapısı ve yetersiz kaynakları nedeniyle kontrol altına alınamadı.
ABD, salgının ilk günlerinden itibaren hem sağlık hem de güvenlik boyutuyla mücadeleye dahil oldu. Eylül 2014'te Başkan Barack Obama yönetimi, Batı Afrika'ya 3 bin asker göndererek lojistik destek ve eğitim sağlama kararı almıştı. Ayrıca ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), bölgede saha çalışmaları yürütüyor. Bugüne kadar 887 milyon dolarlık kaynak aktarılmıştı; yeni ek yardımla birlikte ABD'nin toplam katkısı 1,15 milyar doları aştı.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu fonlar, salgının yayılmasını durdurmak için kritik öneme sahip. Tedavi merkezlerinin kapasitesini artırmak, güvenli defin işlemlerini sağlamak ve toplum temelli farkındalık programlarını genişletmek önceliklerimiz arasında" dedi. ABD'nin katkısı, salgınla mücadelede en büyük tek bağışçı konumunda bulunuyor.
Küresel Boyut ve Uluslararası İşbirliği
Ebola salgını, sadece Batı Afrika'yı değil, küresel sağlık güvenliğini de tehdit ediyor. Virüsün uluslararası seyahatlerle diğer kıtalara taşınma riski, dünya genelinde endişe yaratmış durumda. ABD'de birkaç vaka görülmüş ve sağlık çalışanları arasında bulaş endişesi yaşanmıştı. İspanya ve İngiltere gibi ülkelerde de izole vakalar tespit edildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Eylül 2014'te Ebola'yu "uluslararası barış ve güvenliğe tehdit" olarak tanımlayan bir karar almıştı. Bu karar, salgının sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda güvenlik meselesi olduğunu ortaya koydu. WHO, salgının ekonomi üzerindeki etkisinin 32 milyar doları bulabileceğini tahmin ediyor. Batı Afrika ülkelerinde tarım, madencilik ve turizm sektörleri büyük darbe aldı; sınırların kapanması ve ticaretin durması bölge ekonomisini olumsuz etkiledi.
ABD'nin yanı sıra Avrupa Birliği, Çin, Küba ve diğer ülkeler de bölgeye yardım gönderdi. Ancak uzmanlar, uluslararası toplumun salgına geç müdahale ettiğini ve koordinasyonun yetersiz kaldığını belirtiyor. Salgının kontrol altına alınması için daha fazla sağlık personeli, ekipman ve finansmana ihtiyaç duyuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ebola salgınına karşı hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önlemler almış durumda. Sağlık Bakanlığı, havalimanlarında termal kameralarla tarama yaparak olası vakaları tespit etmeye çalışıyor. Türkiye, bölgeye insani yardım göndererek uluslararası çabalara katkı sağlıyor. Ancak salgının yayılması, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını da etkileyebilir. Batı Afrika ile ticaret hacmi sınırlı olsa da, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin Afrika açılım politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca, salgının küresel ekonomiye etkisi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için risk oluşturuyor. Türkiye'nin, salgınla mücadelede daha aktif rol alması, hem uluslararası prestij hem de bölgesel güvenlik açısından faydalı olacaktır.