ABD'de yükseköğrenimin ekonomik olarak hâlâ karşılığını verdiğini belirten uzmanlar, ancak bu faydanın eşitsiz dağıldığına dikkat çekiyor. Brookings Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Andre Perry, This is America programına verdiği demeçte, üniversite diplomasının ortalama olarak daha yüksek gelir sağladığını doğrularken, düşük gelirli öğrencilerin bu yolda orantısız şekilde borçlandığını vurguladı. Bu durum, ABD eğitim sisteminde giderek derinleşen bir krize işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD'de yükseköğrenim maliyetleri son yıllarda hızla artarken, federal ve eyalet düzeyindeki yardım programları yetersiz kalıyor. Düşük gelirli ailelerden gelen öğrenciler, eğitim masraflarını karşılamak için yüksek faizli kredilere yönelmek zorunda kalıyor. Perry’ye göre, bu öğrenciler mezun olduktan sonra borçlarını ödemekte zorlanırken, yüksek gelirli akranları nispeten daha az borçla karşılaşıyor. Bu eşitsizlik, özellikle siyahi ve Latin kökenli öğrenciler arasında daha belirgin. Federal verilere göre, siyahi öğrencilerin yaklaşık %40'ı eğitim kredisi kullanırken, bu oran beyaz öğrencilerde %22 civarında. Ayrıca siyahi mezunların borç miktarı beyaz akranlarına göre ortalama %50 daha fazla.
Perry, üniversite eğitiminin hâlâ güçlü bir ekonomik getirisi olduğunu ancak borç yükünün düşük gelirli öğrenciler için “varoluşsal bir tehdit” haline geldiğini söylüyor. Mezuniyet oranlarındaki artışa rağmen, borç temerrütleri de yükseliyor. Özellikle kâr amacı güden özel üniversitelerde okuyan düşük gelirli öğrenciler, yüksek ücretler ve düşük istihdam oranları nedeniyle daha kırılgan durumda. Bu tablo, ABD'de eğitimin toplumsal hareketlilik aracı olma işlevini sorgulatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu kriz, gelişmiş ülkelerde yaygın bir endişe kaynağı. Özellikle İngiltere, Avustralya ve Kanada gibi yükseköğrenim maliyetlerinin yükseldiği ülkelerde benzer tartışmalar yaşanıyor. Uluslararası kuruluşlar, eğitim borçlanmasının gençlerin ekonomik geleceğini tehdit ettiğini ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini rapor ediyor. Öte yandan, Almanya gibi ülkeler ücretsiz üniversite eğitimi modeliyle bu sorunu aşmaya çalışıyor. Küresel ölçekte, yükseköğrenimin finansmanı ve erişilebilirliği giderek daha fazla tartışılan bir politika alanı haline geldi. ABD'deki bu kriz, diğer ülkelere eğitim politikalarını gözden geçirmeleri için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki düşük gelirli öğrenci krizi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de yükseköğrenime katılım oranı artsa da, kaliteli eğitime erişim ve mezuniyet sonrası istihdam sorunları devam ediyor. Özellikle vakıf üniversitelerinde yüksek öğrenim ücretleri ve Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) borçlarının geri ödenmesi, benzer eşitsizliklere yol açabilir. Türkiye'nin, ABD'deki gibi bir borç krizine sürüklenmemek için eğitim finansmanında adil modeller geliştirmesi ve dezavantajlı gruplara yönelik destek mekanizmalarını güçlendirmesi gerekiyor. Ayrıca, iki ülke arasındaki eğitim iş birliği kapsamında, bu alandaki deneyim paylaşımı faydalı olabilir.